goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 06.07.2008 07:23:34, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1612285 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 21 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Google

 

 
 
 

“Otlukbeli Gölü Projesi ilçenin kurtuluşu olacak”

 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Bülent Gedikli ile Yerinden Yönetim Platformu Dergisi adına, Ankara ve ülkenin genel sorunlarını değerlendirdik…

Yerel Yönetimler yasasının çıkarılması için büyük mücadele verdiklerini, yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte belediyelerin rahat bir nefes aldıklarını dile getiren Dr. Gedikli,”Borç batağında olan bir belediyenin yatırım yapamayacağı gerçeğini gördük” dedi.


KÖYDES ve BELDES Projelerinin yararlarını önümüzdeki süreçte görmeye başlayacaklarını belirten Bülent Gedikli, hiçbir parti gözetmeden hizmet ve desteklerinin sürdüğünü kaydetti.


Ankara’nın sanayi ve fuar merkezi yapılması konusunda da önemli adımlar attıklarını, otoyollarla ve rekreasyon alanları ile tam bir Avrupa kenti olmaya başladığını söyleyen Gedikli, AB’nin Fransa’nın kaprisleri karşısında boynunu bükmesine bir anlam veremediğine vurgu yaptı.


“Sınır Ötesi operasyon konusunda tüm dünya ülkelerinin desteğinin alınması Türkiye için bir kazançtır” görüşüne yer veren Bülent Gedikli, Kıbrıs konusunda da olumlu gelişmeler sağladıklarını aktardı.

……………………………………………………………..

AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan, maliye konusunda birikimleri ile parti içinde adından sıkça söz ettiren  Dr. Bülent Gedikli, Mali İşlerden Sorumlu Genel başkan yardımcılığını iki dönemdir sürdürüyor. Ankara’nın sorunlarına yakınlığı ile de tanınan Gedikli, Ak Parti’nin Ankara 1. Bölgesinden ikinci kez parlamentoya girdi.
Yerel Yönetimlerle de yakından ilişkilendirilen ve sürekli olarak da bilgisine başvurulan Bülent Gedikli, AK Parti iktidarı döneminde yerel yönetimler anlamında 3 önemli değişikliğe imza attıklarından söz etti. İlk olarak Büyükşehir kanununda yapılan değişikliklerden söz eden Gedikli , “Ak parti olarak yerel yönetimlerle  ilgili 3 tane önemli şey yaptık. Büyükşehir belediyesiyle ilgili kanunları değiştirerek, belediyelerin sınırlarını genişlettik. Doğal olarak ta hizmet alanları büyümüş oldu. Köylerimiz mahalle oldu. Ancak köy vasıfları sürüyor. Sosyal yaşamlarının değişmesi için süre gerekli. Yakın zamanda bu da kendiliğinden yerleşecek. Zaman içinde belediye hizmetlerinin oralara ulaşmasıyla beraber bu değişim de gözle görülür hale gelecek. Sonuç itibari ile bu yaklaşımın faydalı olduğunu görüyorum. Ankara da yaptığımız gezilerde de bunu gözlemledik.” diye konuştu

 

“KÖY HİZMETLERİ
ÇALIŞMADIĞI İÇİN LAĞVETTİK…”

Köy Hizmetleri Genel müdürlüğü’nün gerçek işlevinden uzak bir görünüm içerisinde olduğu için ikinci olarak da bu kurumu lağvettiklerini anlatan Bülent Gedikli,  “Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, merkezi bir yönetim şekli olmasına rağmen hizmet vermekte de çok etkin ve verimli çalışamıyordu. Bir çok yere gittiğimizde şikayetlerle karşılaşıyor sıkıntılar olduğu ifade ediliyordu. Bunu bir anlamda yerelleştirdik.” dedi.
Köy hizmetleri genel müdürlüğünün yerine bu hizmetleri yapacak şekilde özel idarelere yetki verildiğini,  İzmit ve İstanbul gibi bazı illerde bunu uygulamaya soktuklarını kaydeden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Gedikli,   Böylece köylere dönük bu hizmetlerin yerinden yönetim ilkesine göre yürütülmesine olanak sağlandığını belirtti.  Geçmiş uygulamalara daha etkin bir hizmet sunulduğunu gözlemlediklerini dile getiren Gedikli, “özel idarede her il kendi programını yapıyor. Köylere yapılacak hizmet noktasında zaman zaman tabi ki  sadece bu hizmetler köyleri kapsamıyor.  Bunların programını planını bizzat  kendileri gerçekleştiriyor. Kaynağını, bütçesini ona göre hazırlıyorlar ve dağılımına karar veriyorlar. Hangi hizmetler hangi önceliklerle, ne zaman, nasıl yapılacak?  Dolayısıyla özel idarede bu kararlar alınınca, genel yönetimlerin katılımıyla bu iş son derece kolay hale geliyor. Merkeze gelen baskı azaldı. Bazı illerden Ankara’ya gelinmesinin de önünü tıkamış olduk. Tamamen yerinden yönetim anlayışını yerleştirdik. Daha hızlı ve etkin hizmet üretme imkanına kavuşturduk.” dedi.
Bülent Gedikli Yerel Yönetimler kanununda yaptıkları değişiklikle, üçüncü olarak “KÖYDES” projelerine ağırlık verdiklerini, bunun da örijinalliği ile ön plana çıktığına vurgu yaptı.  
“İktidarımız  döneminde KÖYDES projelerine önemli oranda kaynaklar aktarıldı Örneğin uygulamaya koyduğumuz ilk yılda  500  milyon YTL civarında bir kaynak tahsis edildi.  İkinci ve üçüncü yıl bu rakam  2 milyar YTL’ye çıkartıldı.” diyen Gedikli konu ile ilgili olarak şu görüşlere yer verdi:

“KÖYDES VE BELDES’TE
OLUMLU ADIMLAR ATTIK…”

“2007 yılı sonuna kadar da içme suyu ve yolu olmayan köy kalmasın diye bir planlama yapmıştık. Şimdi 2008 bütçesinde de aynı şekilde KÖYDES için ayrılan 2 katrilyon bir kaynak var. Belki bu şu anda çok bilinmiyor ve konuşulmuyor ama 2008 bütçemiz var. 2 milyar YTL kaynak ayırdık.  Ancak bunun 1 milyar 500 milyon YTL’si  elektrifikasyon için olacak.  500 milyon YTL’si yol ve içme suyu için kullanılacak. Bu para bazı gecikmeler olduğu için elde tutuldu. Eksikler en kısa sürede giderilecek. Elektrik, elektrifikasyonla ilgili çalışmalar önümüzdeki günlerde de köylerde yürütülecek. Elektrik kesintilerinden şikayet fazla olduğu için gücü yetmeyen trafolar değişecek.  Eskiyen sistemi yenileyerek, bu hizmetleri de devam ettireceğiz.
Hükümet olarak, BELDES  kapsamında 300 milyon ytl civarında bir kaynak ayırmıştık.  Pilot uygulama olarak nüfusu 10 binin altında olan yerlerde yapılacak yatırımların sonuçlarını 2008 de göreceğiz. Devlette hizmetler yerinden yapıldıkça daha etkili oluyor. KÖYDES ile BELDES’in bir özelliğide, bütçedeki ihale kanununa tabi olmadan hizmetler yürütüldüğü için  daha esnek, daha kaliteli iş yapma imkanı da bulunabiliyor. Bu tür hizmetlerde ihale kanunu çerçevesinde yapılan işlerde gecikme olabiliyor. Küçük birimler olduğu için büyük işlerde ihale yoluyla yaptırmak bazı sıkıntıları da ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla daha esnek bir ihale sisteminin kurulması bu alanda faydalı. Gerçi bu yolsuzluklara yol açar mı? diye endişeler doğdu. Bunlar haksız endişelerde değildi. Fakat işin başında kaymakam olduğu için bu sıkıntıların da zamanla yersiz olduğuna inandık. Hizmetler sadece şehirlerde kalmadı. En uçtaki köylere kadar ulaştı. Unutmayalım; biz göreve geldiğimizde bir çok ilde sorunlar vardı. Yerel seçimler döneminde bazı illerin komisyon başkanı olarak, o ilin belediye başkanı aday adaylarına “siz belediye başkanı olduğunuzda ne yapacaksınız” diye sorduğumda, “İçme suyu getireceğim. Yollar yapacağım” diyenler vardı. Demek ki bizim bazı il merkezlerimizde bile temel belediyecilik hizmetleri yapılmamış. Oysa az önceki soruma verilen cevaplar çok daha farklı olmalıydı.  “Yabancı yatırımcılar bekliyoruz”  cevabı yerine bu cevapları alıyoruz. Şimdi süratle alt yapı çalışmalarını tamamlamaya gayret ediyoruz. Temel önceliğimiz alt yapı yatırımlarıdır. Önce alt yapıyı halledeceksiniz ki üstüne bir şeyler koyabilesiniz. Bu ilden yetişen bir işadamı neden kendi bölgesine yatırım yapmıyor?  Çünkü alt yapısı yetersiz.  Burada devlete ve yerel yönetimlere önemli görevler düşüyor.  Şehirlerin fiziki görünümü dahil, toplu konutu,  şehir içi ve duble yollar yapılmalı. İşte bu yüzden bizim KÖYDES ve BELDES projelerimizin hayata geçirildi. Kentsel dönüşüm sözünü daha önce sadece duyuyorduk. Şimdi vatandaşlar uygulamasını görüyor.  Projeler yapıldı ve uygulamaya geçildi. Kentsel dönüşüm projesini görmek isteyen Ankaralılara, Kızılay’dan Esenboğa Havaalanı istikametine gitmelerini öneriyoruz. Yapılanlar ortada.  Görüntü kirliliği ortadan kaldırıldı.  Avrupa standartlarında bir yol gerçekleştirildi. Bunlar son  5 yılda gerçekleşti. Örneğin; Gölbaşı Mogan Gölü ile adeta bir “Sarayköy” oldu.  Gölbaşı bir ustalık eseri.  Ankara’yı başkente yaraşır bir kent haline getirmemiz gerekiyor.”

 

“AK PARTİ OLARAK TÜM
BELEDİYELERE EŞİT DAVRANDIK…”

Bir dönem Türkiye’de beldelerin belediyeye dönüştürülmesi konusunda furya yaşandığını, bu uygulamanın ilk zamanlar iyi gibi göründüğünü dile getiren Gedikli, zamanla yapılanların bir hata olduğunun anlaşıldığını söyledi. Yöre halkına kazandıracaklarının da iyi hesap edilemediğini, bütçeye de büyük zararlar verdine değinen AK Parti Genel başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, “ Bunlar hesap edilmeden yapıldı. Sıkıntıları da sonradan ortaya çıktı. Birileri memnun olsun diye bu uygulamalar yapılmaz. Aslında belediyesi var.  BELDES diye bir proje olmaması gerek. Sadece köylere yönelik uygulanmalı. Çünkü köyün hizmet üretecek imkanı yok.  Beldelerin yeterince hizmet üretememesinden dolayı bu projeler hazırlandı.” Görüşlerine yer verdi. Gedikli konu ile ilgili şu görüşleri aktardı:
“Yaptığımız gözlemlerde küçük belediyelerin sadece ihtiyaçları için bütçelerini harcadıkları saptadık. Yatırımlara verecek paraları maalesef yok. Nüfusu 8 10 milyon arasında olan belediyeler bile kaynak yaratamadığı için yatırıma bütçe ayıramıyor. Biz AK Parti olarak hiç bir parti gözetmeden tüm belediyelere eşit davrandık. Ayrılan fonları eşit biçimde dağıttık. Kim ne hakkettiyse verdik. Zarar görecek insan bizim insanımız olduğu için adaletli davrandık. 
Belediye hizmetleri büyük ölçeklerde üretilmeli. Nüfusu 5 binin altında olan belediyelerin ya kapatılması, ya da birleştirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Bu uygulama, çok daha etkin ve verimli hizmet vermesine olanak sağlayacaktır. Parti olarak böyle bir yaklaşım içerisindeyiz. Bu projenin bu dönemde uygulanması zor, belki ileriki dönem için düşünebiliriz. 

 

“HER BELEDİYE BAŞKANI
1 KEZ YURTDIŞINA ÇIKMALI…”

Belediye başkanlarımıza şu tavsiyede bulunuyorum: Mutlaka bir kere yurt dışına gitsinler. Almanya ya da başka gelişmiş bir ülke olabilir. Belediyecilik hizmetlerinde kendini ispat etmiş bir ülkeyi esas alıp çalışma yapmaları lazım. Kaldırım yaparken bile ne kadar yükseklikte olması ya da,hangi taşların kullanılması gerekir. Bunları araştırılması gerekiyor. Oradaki bir belediyenin davetlisi olarak bu tür incelemelerde bulunurlarsa, kendi bölgelerinde de aynı yapılanma içerisinde olabilirler.
Hizmetlerin üretildiği yer yerel yönetimler. Vatandaşımızın daha kaliteli bir yaşam sürmesi için de bu hizmetler son derece önemli. İnsanımızın huzurunu ve mutluluğunu hedef olarak kabul ediyorsak, bunu sağlamanın önemli yollarından birisi yerel yönetim hizmetlerinin daha hareketli ve kaliteli hale getirmek gerekir. Bizim açımızdan bu aynı zamanda sosyal bir barış projesidir. Toplumsal uzlaşmanın da sağlanması noktasında bu tür hizmetlerin de son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Mesela bazı belediyelerin konuya yönelik hizmet üretmediği, işi ideolojik bir noktaya döktüğü zaman farklılıklar ortaya çıkıyor. Bu hizmetlere herkesin ihtiyacı var. Hem merkezi hükümet, hem de yerel yönetimler olarak halkımıza götürmek zorundayız. Bu bize düşen bir görevdir. Bu nedenle mahalli seçimlerde 81 il belediyesinin tamamını hedefliyoruz. 80 ilden milletvekili çıkartmışsak 81 ilimizin belediyesini de almak zorundayız. Bununla ilgili belediyenin stratejileri var. Kamuoyu araştırmaları son derece önemli. Kendi belediyelerimiz başta olmak üzere her ilin ve belli büyüklükteki illerin belediyelerin hizmet kalitesinin başarısını ölçüyoruz. Sosyal imajını da göz önünde bulunduruyoruz. Başarısını da ölçüp hizmetlerine göre detaylandırıyoruz. Eksik olan kısımları söyleyip uyarıyoruz. “
Son seçimlerde AK Parti’nin almış olduğu oy oranının % 47 olmasının, vatandaşların güvenini ortaya koyduğunu, bunun için de yeni projeler üretmelerinin kaçınılmazlığına değinen Bülent Gedikli, parti olarak daha çok çalışmaları  ve gayret göstermeleri gerektiğini kaydetti. Yapılan kamuoyu araştırmalarında o bölgeden aday olacak kişinin sevilip sevilmediğinin de irdelendiğini, mevcut başkan hakkındaki görüşlerin de kendileri için bir kıstas olacağını belirten Gedikli, yeni oluşturdukları “hizmet platformu” kapsamında milletle yerel yönetimleri buluşturduklarını söyledi. Bu proje sayesinde AK Parti’nin siyasi bir kurum olduğunun belgelendiğini dile getiren Gedikli,  belediyelerin vatandaşla birlikte inşa edilmesinin kaçınılmazlığına işaret etti.

“BAŞKENT ANKARA SANAYİ
VE FUAR MERKEZİ OLMALI…”

Ankara’nın bir sanayi merkezi olma yolunda büyük ilerleme kaydettiğini, aynı zamanda ticaret ve kongre merkezi olma yolunda da büyük ilerlemeler kaydettiğini belirten Bülent Gedikli, “Başkent Ankara sanayi anlamında Türkiye’nin önde gelen illerinden biri. Bu potansiyel Ankara’da var” diye konuştu.
Ankara’nın büyük bir doğal zenginliğe sahip olduğunu, gölleri, kaplıcaları ve Selçuklu döneminden kalan turizm zenginliğini de bünyesinde barındırdığını belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, bu konuda yeni proje hazırladıklarını ve yakın zamanda da Ankaralıların yapılanları göreceklerini söyledi.
Haymanayı da turizm bölgesi yaptıklarını, bunun içinde büyük bir tesis inşa ettiklerini söyleyen Gedikli şu görüşlere yer verdi:
“Haymana termal turizminde öncü bir ilçemiz. Burada yeni yatırımlar yapmayı hedefliyoruz. Otellerimizin sayısının da artması gerekir. Sanayi merkezi olarak düşündüğümüz Ankara, turizmde de ön plana çıkacak. Örneğin yeni kongre merkezleri yaparak ticaretle birlikte turizminde gelişmesine öncülük edeceğiz. Çünkü Ankara’nın coğrafi yapısı buna çok uygun. Dünya çapında tesisler yaparak yabancı turisti ağırlayabiliriz. İş adamlarımızın bu konuda yeni projeler üretmelerini istiyoruz ve öneriyoruz.
Her ilin kendine uygun bir vizyonu var. Bu hedefe ulaşmak için gerekli stratejileri, uygulamaları devreye sokacağız. Önemli olan hayata geçirmek. Ankara da bir de “Disneyland”  projesinden söz ediliyor. Belediye başkanının verdiği bilgiye göre anlaşması yapılmış. Önemli olan bu projenin gerçekleştirilmesi. Biz bireylere ne kazandırdığına değil, Ankara’ya ne kazandırdığına bakıyoruz. Bu noktada isabetli bir proje olabilir.”  

 

“ AB, FRANSA’NIN
KAPRİSİNE BOYUN EĞİYOR…

Bülent Gedikli, Avrupa Birliği konusunda da partisinin görüşlerini aktardı. Fransa’nın AB konusunda tutarsız davranışlar içerisinde olduğunu, AB üyesi ülkelerin de bu nostaljiye ayak uydurduklarına vurgu yapan Gedikli, bu birliğe üye olanların hala bir küresel güç olmak için nasıl bir yol izleyecekleri konusunda kararsız olduklarını söyledi. AB’nin Türkiyesiz olamayacağının anlaşıldığını, ancak korku ve endişeler konusunda da bir birliktelik sağlayamadıklarını kaydeden Gedikli, “Bu korku AB denilen hayatı yıpratır. Bunun için de küresel güç olma noktasında sıkıntılar yaşıyorlar” diye konuştu. Bunun için de Avrupa Birliği’nin küresel güç olma noktasında sıkıntı içerisinde olduğunun gözlendiğine dikkat çeken  Gedikli şu görüşleri aktardı:
“Bir küresel gücün bu Avrupa birliği için daha geçerli üç maddeyi yapabilmesi lazım. Balkanlarda ,Kafkaslarda, Ortadoğu da nüfusun olması gerekir. Bu üç bölgede bir nüfusu olmayan küresel güç olamaz. Avrupa birliğinin böyle bir nüfusu yok. Bu nüfusa sahip tek yer Türkiye. Avrupa Birliği bu nokta da Türkiye ile birlikte hareket ederken de böyle bir vizyona ulaşabilir. Onun dışında böyle konunun olması mümkün değil. Bu yüzden biran önce bu Fransız nostaljisinden kurtulmaları lazım. Aslında korku duymalarını gerektirecek bir şey de yok. Bu da şundan dolayı; halkın içinde Türk var zaten. Avrupa Birliğinde bunların bir kısmı Türk vatandaşı, bir kısmı da Türk kökenli olanlar. 36 bin Türk alman üniversitelerinde okuyor. 60 bine yakın Türk  bütün Avrupa Birliği üniversitelerinde eğitim görüyor. İstihdam olanağı sağlayan iş adamlarımız ve iş olanağı sağlayan yatırımcılarımız iş verenlerimiz var. Böyle bir küresel dünya da Avrupa vizyonunun daha farklı olması lazım. Avrupa Birliği homojen bir kitle değil. Hepsinin korkuları bulundukları konumlara göre değişiyor.
Hıristiyan demokratlar için bu biraz da geçmişle ilintili. Bundan endişelenmeleri bana göre yersiz.  Dünyada çok büyük bir işsizlik var. Türkiyenin katılmasıyla ekonomik  sorun yaşayacaklarını düşünebilirler. Korktuklarından fazlasını kazanacakları açık. Çünkü onlar açısından bakıldığında getirisi götürüsünden kat kat fazla.”

“KIBRIS KONUSUNDA BÜYÜK
İLERLEME KAYDEDİLDİ…”

Kıbrıs konusunda da hükümetlerinin iyi bir politika izlediklerini, Annan planı ile ilgili olarak yeni yaklaşımlar içerisinde olduklarını belirten Bülent Gedikli, Türkiye’nin bu sorun hakkında tam bir “Avrupalı imajı yarattığını söyledi. Sorunun  birilerinin söylediği gibi olmadığını, her ortamda Kıbrıs’ın önlerine getirildiğini dile getiren Bülent Gedikli, çözümsüzlükten yana politika izlendiğinde her iki tarafından kilitlendiğini vurguladı. “En iyi çözüm çözümsüzlükten yana olmaktır”  mantığının hakim olduğu bir ortamda sorunların sıkıntı yaşattığını belirten Gedikli şunları savundu:
“Ama şimdi durum tam tersine. Şimdi Kıbrıs’ı kimse bizim önümüze çıkaramaz. Çünkü kimin çözümden yana olduğu belgelerle ve Annan planıyla doğrulandı. Verilen sözlerde ortada. Biz verdiğimiz sözleri tuttuk. Ama Avrupa birliği mali yardımlar konusunda verdiği sözü tutmadı. Tam olarak hizmetler, izolasyonların kaldırılmasıyla ilgili gerek karar almalarına rağmen gerekli adımları atmadılar. Ve şimdi bize de “siz burada haklısınız” da diyemiyorlar. İkincisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslar arasındaki durumuyla alakalı. İslam konferansı dışındaki konumu, pozisyonu eskiden Kıbrıs Türk cemaati ve Kıbrıs İslam cemaati olarak kabul ediliyordu. Ama şimdi Kıbrıs Türk Devleti olarak fiilen yer alıyor. Kuzey Kıbrıs’ta da zaten milli gelir yatırımları artıyor. Devlet Planlama Teşkilatı’nın da yönlendirdiği yatırımlar sürüyor. Kıbrıs’ ta bilhassa turizm odaklı çok şey yapılabilir. Bunun arayışı sürüyor.”

“SINIR ÖTESİ HAREKAT KONUSUNDA
DÜNYA’NIN DESTEĞİNİ ALDIK…”

Sınır ötesi operasyon konusunda da yapılan değerlendirmeler de bir eksiklik olduğunu düşündüğünü, sadece aktüel boyutuyla ele alındığını dile getiren Bülent Gedikli, terörle mücadele ile teröristle mücadelenin bir biriyle karıştırıldığını anımsattı. Her iki konuda da  ortak araştırma yapılmasının kaçınılmazlığına değinen Gedikli şunları söyledi:
“İzlediğimiz politika ile nefsi müdafaa eden bir ülke durumuna geldik. Bu önemli bir gelişme. Herkes bizim haklılığımız gördü. Uluslararası alanda meşruiyet ve desteği sağlamak bizim için çok önemliydi. Dünyanın neresinden hangi tepkilerin geleceğini hesaplamakta çok önemli. Haklılığımızı gösterdik.  Sınır ötesi operasyonunun yapılması konusunda artık itiraz eden bir ülke kalmadı. 5 Kasım’da  Başbakanımızın
Buşh’la yapmış olduğu görüşme çok önemliydi. Her PKK’ lının ortak düşman ilan edilmesi son derece önemli sonuçlar olmuştur. Bu yetki de bize verilmiş oldu. Artık operasyonlar başladı. Bu sosyal gerginlikten yararlanmak isteyenler, yangından medet umanlar. 22 Temmuz sonuçlarında ortaya çıkan başarısızlığını her şeye rağmen bu şekilde ört pas etmeye çalışanlar da var. Bunu ört pas edebilmek için bir yangın çıksın da bunlar görünmez olsun yaklaşımı içerisindeler. Böyle düşünenler hüsrana uğrar. Türkiye’deki huzur, toplumsal uzlaşma hiç kimsenin bozabileceği bir şey değildir. Çünkü Türkiye’nin geçmişinden, geleneklerinden, tarihinden gelen büyük bir gücü var. Bu güce de tezahür edecektir. Bu noktada iktidar olarak olumlu adımlar atıyoruz. Konuyu sosyal ve ekonomik boyutuyla değerlendirip bundan sonrası için özellikle de  terör örgütüne kaynak sağlayanlara yönelik yaptırımlarımız var.”
Türkiye’nin ekonomik dengelerinde sıkıntı yaşanmadığını, enflasyon rakamları konusunda da büyük ilerleme kaydedildiğini belirten Bülent Gedikli, milli gelir ve sermaye akışı açısından da ülkenin bir dengeye oturduğunu söyledi. Dünyanın’ da etkisi altında kaldığı işsizlik konusunda da Türkiye’de  önemli ilerlemeler gözlendiğini dile getiren Bülent Gedikli, oranın daha da aşağılara çekilmesi için hükümet olarak büyük yol kat ettiklerini kaydetti.

“EKONOMİNİN RAYINA OTURMASI
İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR…”

“İşsizlik konusunda bazı sektörlerin önü açık. Çok iyi iş yapıyorlar. Bazı sektörlerde de tam tersine sıkıntılar var. Tekstil, kundura, deri sanayileri gibi. Buralarda sıkıntılar yapısal. Bunları değerlendirirken Türkiye de ki yapısal dönüşümü iyi analiz etmek lazım.” diyen Bülent Gedikli ekonomik bağlamda şu görüşlere yer verdi:
“Yapısal dönüşümden kaynaklanan bazı sıkıntılar var. Bunlar ister istemez olacaktır. Bizim yapmaya çalıştığımız şey bunun maliyetini en aza indirmek. Çin çok büyük bir ülke. Tekstili giyimi o kadar ucuza mal ediyorlar ki, bununla rekabet yapmak zorundasınız. Bu rekabeti yaparken ister istemez  sıkıntılar oluşuyor. Çin’in büyümesini engelleyemeyeceğimize göre, ne yapmamız gerektiğini düşünmemiz lazım. Sektörlerin kendi içerisinde de sıkıntılar var. Yine o da yapısal dönüşümlerle tüketimin tercihlerinden kaynaklanıyor. Hipermarketlerin ortaya çıkmasıyla beraber, küçük esnafımız ister istemez zorlanıyor. Şimdi tüketim tercihlerini değiştiremeyeceğimizi biliyoruz.  Sıkıntı içine düşen esnafımızın yeniden yapılanması için neler yapabiliriz? ona bakmamız lazım. Bunu kriz gibi algılamak doğru değil. Bu bir yapısal dönüşümdür. Bu yapısal dönüşüm içerisinde herkes kendi durumunu, pozisyonunu bu dönüşüme göre değerlendirip yeniden yapılanma işine girmek durumunda. Burada esnaf temsilcilerine çok iş düşüyor. Mesela; esnaf temsilcilerinin bu dönüşümü nasıl yapacaklarına dair bir proje geliştirmeleri gerekir. İcabında bizden destek isteyecek. Siyasi iktidardan el birliği ile bizde bu projeleri uygulamaya koyacağız. Buradaki tek şey bu yapısal dönüşümün farkına varmak ve kendimizi ona göre sektörel ve firma bazında, yeniden yapılandırmamız lazım. Bu konuda hükümet üzerine düşeni yapıyor. Örneğin; elektriğe 5 yıldan beri zam yapılmadı. Üstelik en düşük enerji de Türkiye’de.  Yüksek ortamlarda yaşamaya o kadar alıştık ki enflasyonsuz ortama uyum sağlamakta zorlanıyoruz. İnsanlarımız ücretlerinin % 70 oranında arttığını, ancak enflasyonun da % 80’lerde seyrettiğini iyi biliyor. Biz bu olayı kısa sürede çözdük. Bugün ücretler beklenenin altında olabilir. Ancak enflasyon da % 8’lerde. Bu gerçeği unutmamamız gerekir. Verimsiz çalışanlar artık kendilerine çeki düzen vermek zorundalar. Verimsiz yapıyı enflasyon kapatıyordu. Bu sıkıntıyı aştık. Cari açık konusunda da yerli yersiz konuşmalar yapılıyor. Bunlar için de çözümler üretiyoruz. Yabancı sermaye girişimini hızlandırdık. Bu, iç piyasanın hareketlenmesine yol açtı. Kimileri yabancının ülkemize girmesine farklı yaklaşıyor. Korkulduğu gibi değil. Şu an ülkede ekonomik bir istikrar var. Bunu herkes biliyor. Ancak birileri bizi halka şikayet ediyor. Milletimiz gerçeği biliyor. Bizim ekonomi politikalarımız, bu ülkeyi aydınlığa çıkaracaktır.”

 




 

© Copyright-2005