goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

5 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Ankara Ağlama Duvarı Olmaktan Çıkarılsın

Yayla turizminin önemli merkezlerinden birisi olan Belen ilçemizin resmi rakamlarla 20.000 olan nüfusu yayla zamanı 60-70 bini bulmaktadır. İskenderun Dörtyolun, Kırıkhan’ın, Reyhanlının tek yaylası konumunda olan ilçe aynı zamanda tarihin önemli sayfalarından biridir. Osmanlı döneminin önemli sancaklarından biri olan ilçe o döneme ait birçok yapıtı bağrında taşımaktadır. Kısaca ilçemiz hem tarihi hem de coğrafyası ile Hatay’ın önemli turistik merkezlerinden biridir.

MERKEZ’DEKİ YOLLARIMIZI KAZMA KÜREKLE AÇIYORUZ

İlçemizin imar planı olmasına rağmen maalesef planımız uygulanamamaktadır. Tarihi yapılaşma ve yapıtlar sebebiyle bırakın plan uygulamasını çoğu mahallemizde kazma kürekle açtığımız yoları kullanmaktayız. Hatta bu mahallelerimizde temizlik hizmetleri de araç girmediği için hayvanlar kullanılarak yürütülmektedir. Personel mevcutu olarak 170’i işçi, 40’ı memur olmak üzere toplam 210 personel mevcuduna sahip olan belediye teşkilatımız, dikkatle düşünülmediği zaman bu kabarık gözüken personel sayısı nedeniyle eleştirilmektedir. Oysa bir önceki pragrafta da belirttiğim üzere hemen birçok çalışmanın insan gücüne dayandığı, belli dönemlerde 60-70 bin nüfusa ulaşan ilçemiz için personel özellikle de işçi sayımız yetersiz gelmektedir. Ancak zayıf mali yapımız bu sayıda personele dahi sıkıntılı maaş ödememize neden olmaktadır. Bugün itibariyle personelimize bulunan geçmiş borcumuz 25 milyar civarında cüzzi bir miktardadır. Hatta belediyemizin hem personele hem de piyasaya olan borcu bir programa bağlanmış ve bu program dahilinde 15’inden 30’una kadar olan zaman içerisinde piyasaya geri kalan zamanda ise personele olan borçlarımızın ödenmesine sıra verilmektedir.

TARİHİ YAPIMIZA UYGUN YENİ BİR PLAN HAZIRLIĞI İÇERİSİNDEYİZ

1982 yılında Belen için bir imar planı yapılmış fakat tarihi yerleşim durumu dikkate alınmadan yapılan bu plan haliyle uygulamaya konulamamıştır. Tarihiyle çok eskilere uzanan Belen ilçemiz İskenderun’dan daha eski bir tarihe sahiptir. Yavuz Sultan Selim döneminde ilçe haline getirilen ilçe dünden bugüne bir tarih hazinesi olarak yaşamaktadır. İşte bu sebepten dolayı şu an eski planı tasfiye ederek yerine tarihi yapımıza uygun yeni bir planı yürürlüğe koymak üzere çalışıyoruz. İnşaallah içinde bulunduğumuz bu yıl içinde yeni plan tamamlanarak uygulamaya konulacaktır.

KANALİZASYON ÇALIŞMALARINA 2001’DE BAŞLIYORUZ

Belen’de eskiden kalma iktidai bir kanalizasyon sistemi olmasına karşın bu sistem hem yetersiz hem de deforme olmuş durumdadır. Ayrıca arıtma sistemi de yoktur. Bu durumun ortadan kaldırılması amacıyla uzun yıllar uğraş verdik. 1996-1997 döneminde konuyu bütçe ve plan komisyonuna kadar taşıdık. Ancak bu uğraşlar sonucunda proje bu yıl gerçek bir şekilde programa alındı. Zannediyorum bu yıl içinde tatbikat projemiz başlayacaktır. Eğer devlet yeni başlayacak yatırımlar için bir engellemeye gitmezse 2001 yılında çalışma masa üzerinden toprağa indirilecektir.

2050 YILINA KADAR SU SORUNUMUZ OLMAYACAK

Suyla ilgili çalışmalırımızı 2-3 ay önce, geleceği de düşünerek cizdiğimiz proje doğrultusunda 2050 yılına dek su sorunumuz olmayacak düşüncesinden hareketle tamamlamış bulunuyoruz. Çalışmalarımız dahilinde 1400 metre derinliğinde 2 kuyu açılmış ve bu açılan kuyulardan saniyede 120 litre su alınmıştır. 2 ay gibi kısa sürede İller Bankası’nın vasıtasıyla alınan borular döşenmiş ve tamamen kendi imkanlarımızla; kuyulardan gelen su hemşehrilerimizin hizmetine sunulmuştur. Ayırca yöremizde devlet tarafından yürütülen Aslantaş Barajı kaynak olmak üzere Osmaniye’ye kadar uzanan bir içme suyu projesi daha mevcuttur. Bu projeye Belen Belediyesi de ortak durumdadır. Ancak bizler insanımızı sağlıklı ve kısa zamanda suya kavuşturmak üzere gelecek yönünde hareket etmiş bulunuyoruz. Burda bir konuya daha temas etmek istiyorum. Bugün su pompalamakta elektrik gücünden yararlanmaktır. Belediyemizin bugün yıllık su geliri 2.5 milyar lira iken belediyemizin bu amaçlı elektrik tüketimi 2.5 milyarın üzerindedir. Yüzeysel bir hesapla bu durumda Belen Belediyesi 300-500 milyon lira devletten alacaklı hale gelmektedir.

1994 YILINDA GÖREVİ DEVRALIR -ALMAZ YOL KONUSUNA EĞİLDİK

Öncelikle üzülerek şunu söylemek istiyorum. 1994 yılında göreve geldiğimde Belen Belediyesi’nde ilk gördüğüm durum şu idi. Belen Belediyesi bir kamu kurumu olmaktan çıkmış tabiri caizse yol geçen hanına dönmüş halde idi. Bu sebeple ilk iki ay boyunca yaptığımız iş belediye çalışma düzenini tesis etmek olmuştur. Disiplin, düzen sağladıktan sonra yol konusunda ağırlığımızı koyduk ve o güne kadar bir metrekare asfaltı olmayan ilçede bir tarihi başlattık. Belen’in merkezindeki iki derenin üzerini kapatarak hem kirliliğe son verdik hemde üzerlerini yol haline getirdik. Hiçbir yerinde asfaltı olmayan ve 30-40 dereceye kadar meğile sahip ilçe yollarına bir yandan asfalt dökerken bir yandan da parke taş döşemeye başladık özellikle hem maliyeti hemde zahmetli bir uğraşı gerektiren parke çalışması 5 yıldır sürmektedir. Osmaniye’den taşıdığımız parke taşları meyilli yerlere ve dar sokak aralarına döşenirken diğer mahalle ve caddelerimize de asfalt döküm çalışmaları yapılmıştır. Sırf Sarımazı mahallemize 25 kilometrelik asfalt dökülmüştür. Şu anda ilçede yoldan yana bir sıkıntımız bulunmamaktadır. Ancak tabi suretle dünden bugüne eskiyen yollarımız mevcuttur. Bu duruma istinaden bu yıl içerisinde araştırma uygulama genel müdürlüğü ile aramızdaki protokol gereği 50.000 metrekarelik asfalt dökümü yapılacaktır. İnşallah bu çalışmada tamamlandıktan sonra ilçede asfaltlanmamış tek metrekarelik yer kalmayacaktır.

PARK VE BAHÇE DÜZENLEMELERİ ALT YAPI ÇALIŞMALARIMIZ NEDENİYLE ANCAK 2000 PROGRAMIMIZDA YER BULABİLDİ

Şu ana kadar hep altyapı dedik. Zayıf mali yapımız nedeniyle ancak altyapı hizmetlerine eğilebildik. Park-bahçe düzenlemelerine ancak bu yılki programımızda yer verebildik. Bugüne kadar ki politikamız sadece mevcut yeşil alanlarımızı korumaktan ibaret kaldı. Ayrıca eski imar planındaki yerlerini de muhafaza etmiş bulunuyoruz. Bu yılki programımıza ancak 3 tane çocuk parkı sığdırabildik. İnşallah mali imkan bulabilirsek yada yeni mahalli idareler yasası çıkarda gerekli yardımı alırsak hemşehrilerimize oturabilecekleri, dinlenebilecekleri yeşil alanları tesis etmek arzusundayız.

MAALESEF BU GÜNE KADAR BELEN, TAM BİR İLÇE KİMLİĞİ KAZANAMAMIŞTIR

İskenderun ilçesine çok yakın konumda bulunan ve ilçe statüsünün bir çok gereğinden yoksun olan ilçemiz insanları hemen hergün İskenderun’a gelip gitmektedir. Ziraat Bankası Şubesi’nin dahi daha yeni kurulduğu ilçemizde emeklisi, işçisi memuru, esnafı bu ve benzeri ihtiyaçları için günaşırı İskenderun yolundadır. Bütün bunlara değindikten sonra başlangıçtaki “İskenderun’a çok yakın” çümlesiyle anlatmak istediğim ince nokta şudur: Şehir görüntüsüne sahip olmasına rağmen hala ilçe olan İskenderun haliyle variyet olarak ilçemizin kat ve kat üzerindedir. Tabir uygunsa bu durum sebebiyle Belen ilçemiz gölgede kalmış, İskenderun insanımızı daima cezbetmiştir. Hal böyle olunca ulaşım konusu gündeme gelmektedir. Bu gün itibariyle belediyemize ait 4 otobüsümüz hem İskenderun arasında hemde ilçe merkezinde hizmet vermektedir. Bir çok belediye bu hizmeti özel kesime ihale ederken biz vatandaşımıza ek külfet yüklememek üzere bu hizmeti belediye bünyesinde tutuyoruz. Fakat özelleştirme yapanlara karşı da her hangi bir antipatimiz mevcut değil. Her şeyden önce özelleştirmeye karşı olmadığımı belirtmek istiyorum. Özelleştirme şartlarına ve duruma göre ortaya çıkan bir konudur. Ancak yabancı sermayeye açık bir özelleştirmeye karşıyım. Özellikle devlet özelleştirmelerine konu olan kurumlar: O tarihe kadar oraya alın terini dökmüş, kendi içinde çalışan insanlara satılarak özelleştirilmelidir. Yine ulaşım konusuna ek olarak şunları söylemekte yarar görüyorum. Belediye otobüslerimiz esnafa ait otobüslerle uyumlu bir şekilde çalışmaktadır. Bizim burda yegane hedefimiz fiyat kontrolünü sıkı bir şekilde elimizde tutmaktır. Bunu da bugüne kadar başardığımız inancındayım.

İLÇEMİZDE ET KESİMİ VETERİNER DENETİMİNDE YAPILMAKTADIR

İlçe mezbahanesinde günlük 100-150 koyun ve büyükbaş hayvan kesimi yapılmaktadır. Kesimi yapılan hayvanlar ve kesim-dağıtım işleri tamamen veterinerimizin kontrolünde, sağlık koşullarına uygun şekilde denetlenmelidir. Kesim ve dağıtım sırasında sağlık koşullarına aykırı herhangi bir duruma taviz verilmemekte vatandaşımızın sağlığı her zaman ilk planda tutulmaktadır.

AMBULANSIMIZ TAM TEŞEKKÜLLÜ ANCAK İTFAİYE ARAÇLARIMIZ ESKİDİ

Geçen yıllarda yaptığımız hayırlı işlerden birisi de ilçemize tam teşekküllü Hyundai marka bir ambulansı kazandırmak olmuştur. Herhangi bir rahatsızlığı olan vatandaşımızı bu araç sayesinde sarsmadan, çabucak en yakın sağlık merkezine uluştırma imkanı sağlamış bulunuruyoruz. İtfaiye hizmetleri açısından 2 temel sıkıntımız var. Bunlardan birincisi 1994 öncesinde diğeri de yine benim dönemimde alınmış olan iki itfaiye aracımızın eskime ve yıpranma sebebiyle yetersiz oluşudur. İkincisi ise tüm belediyelerde olduğu gibi itfaiye erlerinin bu iş için yeterli deneyime haiz olmayışıdır. Takdir edersiniz ki itfaiye hizmetleri gibi ciddi bir konuda görev alacak erlerin ciddi bir eğitimden geçmesi zorunludur. Bu konunun sıkıntısı Marmara depreminde yaşanmıştır. Ancak temel unsur araç-gereçtir. Personelimiz ne kadar deneyimli olursa olsun araçlarınız yetersizse eliniz-kolunuz bağlı kalacaktır.

DÖNEMİMİZDE ARAÇ PARKIMIZA BİRÇOK YENİ ARAÇ KATILDI

Öncelikle benim göreve gelmemle sevdiğim bir arkadaşımız bir hizmet aracı bağışladı. Kendisine burdan teşekkür etmek istiyorum. Yine 1994’ten bu yana hatırlaya bildiğim kadarı ile ambulans, yükleyici, 2’si grayder,1 itfaiye aracı, 2’si kamyon, 2’si pikap olmak üzere 9 araç belediye parkımıza tarafımızca katılmıştır. Ayrıca araçlarımızın tamir ve bakımlarını kendi imkanlarımızla yapabilmek üzere bir tamir-bakım atölyesi de tarafımızca belediyemiz bünyesinde kurulmuştur.

BELEDİYEMİZİN TÜM BİRİMLERİ BİLGİSAYARLARLA DONATILDI

Göreve geldiğimizde belediye birimleri dağınık bir halde idi. Ayrıca belediye hizmet binamızın altında küçük bir düğün salonu bulunmakta hem vatandaşımıza hem bizlere problem yaratmaktaydı. Bu duruma son vermek üzere büyük bir düğün salonu yaptırılmış ve vatandaşımızın hizmetine sunulmuştur. Tüm personele branş sistemi getirilerek disiplinize edilmiş ve bütün belediye birimleri bilgisayarlarla donatılmıştır. Bu sayede hem çalışmalarımız hızlandırılmış hemde koordinasyon ve denetim imkanı sağlanmıştır.

ÖZ KAYNAKLARIMIZIN YÜZDE 95’İNİ TOPLUYORUZ

Mali açıdan zaten yetersiz olan belediyelerin özkaynakların toplanması konusunda son derece titiz olması zorunludur. Bu konuda Belen Belediyesi olarak kesinlikle taviz vermiyor, ödenmediği anda verilen hizmeti durduruyoruz. Bu sayede tahsil edilen miktar, tahakkuk eden miktarın yüzde 95’ine uluşmakta 2 aylık yaz rakamlarıyla toplam 18-20 milyar civarında gerçekleşmektedir. Bu rakama tüm özkaynak kalemlerimizin toplamı da dahildir.

BELEDİYECİLİĞİN GEREĞİ KAMU YARARINA YATIRIMDIR

Belediyeler kendi işleriyle alakadar olmalıdır. Belediyeler ticarethane değil, kamu yararına gerçekleştirmek üzere kurulmuş kamu kurumlarıdır. Bu amacın hem gerisinde kalmak hemde dışına taşmak ne yasal ne de mantıksaldır. Belediye sosyal hizmetleri, halkı kucaklayan, birleştirici özellik taşımalı insanları, gençleri zararlı alışkanlıklardan ve de örgut vb. yapılardan uzaklaştırmalıdır. Örneğin Belen’de şenlikler düzenlenmektedir. Şenliklerimize olan ilgi gerek halkın katılımı gerekse organisazyon dahili katılım açısından memnuniyet vericidir. Sözgelimi düzenlenen güreş müsabakalarımıza ülkemizin hemen her yerinden profosyonel güreşçilerimiz katılmaktadır. Ötüken Şenlikleri ismini verdiğimiz bu şenlikler Erciyes’ten sonra ikinci sırayı alır, diyebilirim. İşte bizim bu şenliklerdeki asıl amacımız söylediğim üzere insanları eğlendirmekten öte kavuşturmak, kaynaştırmaktır. Küskünleri barıştırmaktır. Zaten belediye demek, başkan demek sadece yol-yolak yapmak, su getirmek değildir. Bir nevi babalık demektir. Acılara, üzüntülere sevinçlere ortak olmak demektir. Bizlerde bu güne kadar bu görevi alnımızın akıyla yerin getirmeye çalıştık, başarabildiysek ne mutlu bize.

NE YAPTIK NE YAPACAĞIZ

Bu gün Belen ilçesinin yollarının oran itibariyle yüzde 80’i tamamlanmıştır. Son 50 yıllık bir süreç gözönüne alınarak sorun olmaktan çıkırılmıştır. En önemlisi tekrarlıyorum Belen’de birlik sağlanmıştır. Entrikalar ideolojik sebeplerle 4’e 5’e bölünen Belen’de yüzde 65’lik bir potansiyelle ülkücü hareket etrafında birlik sağlanmış bir bütünlük profili ortaya çıkmıştır. MHP -ANAP DYP vb. biçimde şekillenen bu profil sayesinde hemen her konuda verim alınabilir hale gelmiştir. Örneğin biz göreve geldiğimizde hemen hiç bir aracımız çalışır vaziyette değildi. Kısa vadede bir bakım atölyesi kurarak bu durumu ortadan kaldırdık, araçlarımızı kullanılır hale getirdik. Yine o dönemlerde ilçede yaşanan susuzluk nedeniyle yaylacılık yani yayla turizmi bitmek üzere idi. Allahın takdiri diyorum açtırdığımız kuyularda ilçemize fazlasıyla yetecek düzeyde su bulduk. Bu suyu da 2 ay gibi kısa sürede vatandaşımızı hizmetine sunarak nihai çözüme ulaştık. Yine yol yapımı ve asfaltlamada katettiğimiz yol gözönündedir. İskenderun Belediyesi ile aramızdaki toprak sorunu halledilmiş, İskenderun Belediyesi’ne intikal ettirilen topraklar tekrar mücavir alanlarımıza katılmıştır. Az önce de söylediğim üzere 2000 yılında altyapı çalışmalarımız, kanalizasyon, imar planı gibi çalışmalhar devam ederken bunlara ek olarak park, bahçe gibi sosyal tesislere de ağırlık verilecektir.

BUGÜN BELEDİYELERİN İKİ HUSUSDA DÜZENLEMEYE İHTİYACI VAR. BUNLARDAN BİRİSİ MALİ DÜZENLEME DİĞERİ İSE DİSİPLİNDİR

Ben kendi adıma üniter devlet yapısına inanan bir insan olarak belediyelere daha fazla yetkinin tanınması gerektiği kanaatinde değilim. İnanıyorum ki belediyeler kendilerine yüklenmiş pekçok hizmet açısından yeterli yetkiye sahiptirler. Kanımca belediyelerin yetersiz olduğu 2 nokta vardır. Bunlardan birincisi mali yapılarıdır ki yüklenilen hizmet dorultusunda mali güç verilmemiş adaletli bir akçal denkleştirme yapılmamıştır. Diğer nokta ise yeterince disiplinize edilmiş olmamalarıdır. Merkezi yönetimin bu konuda yapacağı iki şey vardır. Birincisi belediyelerin genel bütçeden aldıkları payları artıracak ikincisi ise savurganlığın önüne geçmek için denetimi yoğunlaştıracaktır. Eğer bu iki şey yapılabilirse hem sunulan hizmet miktarı hem de kalitesi kuşkusuz artacaktır.

HER YIL TOPLAM 16800 KM ANKARA YOLU TEPİYORUZ

Belediyelerin daha doğrusu belediye başkanlarının bir sorunu da her ayı Ankara yollarına düşüp bakanlık kapılarında ağlamaktan ibarettir. Ben kendi adıma her yıl 700 km’lik Ankara yolunu 12 kez gidip geliyorum. Anlayacağınız yılda 16800 km gidiş geliş yol tepiyorum. Ankara kapıları ağlama duvarı haline gelmiştir. Oysa adaletli bir denkleştirme yapılsa ve insanlara partizanlık, kayırmacılık yapılmadan hakettiği ödenek, araç tahsis edilse bu durum ortadan kalkacaktır. Bu israf ve masraf son bulacaktır. Artık Ankara ağlama duvarı olmaktan çıkarılmalı, ne çağa ne de akla uygun olmayan bu görüntü silinmelidir.

BİZİM FELSEFEMİZ BİZİM DÜŞÜNCEMİZ FARKLI, MİLLETİMİZİN İÇİNDEN GELİYORUZ

1955 Belen doğumluyum. İlk ve orta tahsilimi Belen’de tamamladıktan sonra İskenderun Ticaret Lisesi’nden mezun oldum. Belediye Başkanlığım öncesinde baba mesleğim olan petrol işletmeciliğiyle uğraşıyordum. 1979 yılında evlendim 2’si erkek biri kız 3 çocuğum var. Bir tanesi Selçuk Üniversitesi İnşaat Bölümünde diğeri ise Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde okuyor. En küçükleri ise Lise son sınıf öğrencisi. Gerek ben gerek aile, çevrem kaynağını milletinden alan bir fikrin mensubuyuz. Doğuşundan bu yana 14 asır geçen ülkü ağacının kollarıyız. Millet düşüncesini, devlete bağlılığı yüreklerine işlemiş insanlarız. Gücümüz yettiğince hiçbir budaktan gözümüzü sakınmayan, Türk-İslam düşüncesi ışığında makama mevkiye değil milletine sarılan, söz yerinde ise, diğerleri gibi kıvıran değil çivi gibi yerinde duran insanlarız. Dikkat edilirse fıkriyatında dünden bugüne hiçbir değişiklik olmadığı gibi değişikliğe de ihtiyaç duymayan tek siyasi kurum MHP’dir. Bir zamanlar kimi sosyalist, kimi kapitalist, kimi siyasal islamcı olan bir çok siyasi oluşumun bugün buluştuğu ortak nokta bizlerin yıllardan beri tavizsiz savunduğu milliyetçilik noktası olmuştur. Bugün hepsi her ne halse milliyetçi olmuştur. Gerçi malum olaylarda ne kadar milliyetçi oldukları anlaşılsa da en azından dilden milliyetçi olmuşlardır. Bu durum milliyetçi hareketimizin haklılığını ispatlayan en basit delildir. Bugün o malum fikirleri temsil eden kurumlar birer Anonim şirket görüntüsüne bürünmüş ve tamamen milletten uzak çıkar grupları haline gelmişlerdir. Yaşanan olaylara baktığımızda bunların uğrunda kavga ettikleri husus ne milleti adına ekmek davası ne de milli bir haysiyet kavgasıdır. Bunların kavgası tamamen bir koltuk kavgasıdır. Burdan hiçbir siyasi ve şahsi çıkar gütmeden “Büyük Türk Milletine” seslenmek istiyorum: Büyük milletim görüldüğü üzere bizlere verdiğin yetki, vermiş olduğun görevleri yerine getirmek için yetmemekte hep bir kanadımız zayıf kalmaktadır. Dileğimiz başlattığımız değişimi sürdürmek üzere bizlere güçlü elini uzatmandır. Hak senindir, hukuk senindir, söz senindir. Saygılar sunarım.

BU MAKAM BELEN’LİNİNDİR. ŞİMDİYE KADAR BÖYLE OLDU BUNDAN SONRA DA BÖYLE KALACAK

Belen insanı, yüreklidir, milletine, devletine bağlıdır. Hak’la yanlışı ayırtetmesini bilir. Bizleri bilir doğrumuzu-yanlışımızı görür. Şimdiye kadar yaptığımız hizmetler Belenliler’in takdirini kazanmıştır. Hizmet gibi sınırı olmayan bir varlığı hiçbir ayrıcalık gözetmeden, devlet baba şevkatiyle sunmaya çalışan bizler bugüne kadar bize güvenenleri haksız çıkarmadık inşaallah çıkarmayacağız da. Allah’ın izniyle Allah’ın huzurunda sözümüz budur. Zaten az önce de belirttiğim gibi bizler makama-mevkiye talip olmuş insanlar değiliz. Bizler büyük milletimiz adına hizmete talip olmuş insanlarızı. Geçen 5 yıl boyunca bunu kanıtladığımız inancındayım. Ancak şunu tekrarlamak istiyorum: Hak, hukuk, söz milletindir, takdir yetkisi milletindir. Allah C.C. yar ve yardımcımız olsun. Tüm hemşehrilerimize sevgi ve selamlarımı sunar yeni bin yılın tüm milletimiz için hayırlara vesile olmasını dilerim.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis