
Hatay ili Erzin ilçesinde 1956 yılında dünyaya gelen sayın Geçer ilk ve orta tahsilini doğum yeri olan Erzin’da yaptıktan sonra İskenderun’da lise öğrenimini tamamladı. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olan sayın Mustafa Geçer, İskenderun’a yerleşip, serbest muhasebeci-mali müşavir olarak hayata atıldı. Bir yandan işini devam ettiren sayın Geçer, diğer yandan da hukuk tahsili yaptı. 1992 - 1993 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi diplomasını alarak 2. Üniversitesini bitiren Geçer hem avukatlık hem de serbest muhasebeci mali müşavirlik belgesine sahip. Siyasete eskiden beri ilgi duyan Geçer önce Refah Partisi’nin daha sonra da Fazilet Partisi’nin İskenderun ilçe yönetiminde yer aldı. Evli ve 4 çocuk babası olan sayın Geçer, 1999 yılında Fazilet Partisi’nden milletvekili seçildi. İşte Geçer’in kısa özgeçmişi böyle. Bakalım sayın milletvekilimizin Hatay’a yönelik düşünceleri çalışmaları nasıl? Hatay coğrafyası, toprak yapısı, iklimi kısaca herşeyiyle muazzam bir potansiyele sahiptir. Tropikal iklim bölgesinde yetişen tüm bitki ve meyveleri yetiştirme imkanı olan ilimizde yıl da iki kez ürün almakta mümkündür. Sosyal ve kültürel açıdan ülkemizin önde gelen illerinden olan Hatay ilimiz yine okuma-yazma oranı en yüksek olan illerimizden biridir. Hatay’ın temel problemlerinden birincisi, arazi kapasitesinin yüksek olmasına karşın sulama projelerinin bir türlü hayata geçirilememesi nedeniyle bu kapasitenin kullanılamamasıdır. Örnek olarak Tahta Kale Borsası’nın faaliyete geçmesiyle 18 bin hektar arazi sulanacaktır. Yine Aslantaşı projeleriyle Erzin, Dörtyol ve İskenderun’a kadar uzanan 8 bin hektara yakın arazi faal hale gelecektir. Ayrıca Reyhanlı projesi ve Yayladığı baraj projesi bağlantı şebekeleri yapılmadığı için atıl durumdadadır. Bu projeler gerçekleştirildiğinde Hatay ülkemizin tarım cennetlerinden biri haline gelecektir. Ancak bu projelere ayrılan ödenekler çok küçük miktarda olup son derece yetersizdir. Örneğin Ceyhan Aslan Taş üçüncü federasyon projesi için 1999 yılı için istenen ödenek 4.6 trilyon lira iken tahsis edilen ödenek 245 milyar liradır. Şayet gereken ödenek tahsis edilirse bu projelerin hemen hepsi 2002-2003 yıllarında faaliyete geçecek projelerdir. Yine Hatay bir sınır olarak Ortadoğu ticaretimize merkez teşkil edebilecek bir bölgedir. Bu noktada Hatay’da serbest bölgeler oluşturulması özelilkle de İskenderun gibi gelişmiş bir merkezin serbest ticaret bölgesi olması gerekmektedir. Ayrıca sanayinin her ihtiyacını karşılayabilecek nitelikte olan ilimize organize sanayi bölgelerinin kurulması şarttır. Örneğin Sarıseki civarına kurulan organize sanayi sitemiz şu an 40’a yakın fabrikayı barındırmakta yörenin isdihtam imkanlarını arttırmaktadır. Bunun yanı sıra Erzin, Dörtyol ve Osmaniye’ye hitap edecek kapasitede bir organize sanayi bölgesi oluşturulması için İstaş Harabelerinin bulunduğu, verimsiz, taşlık bir bölgede yer belirlenmiştir. Coğrafi açıdan son derece uygun olan bu yer bir yandan Yumurtalık serbest bölge limanına diğer yandan E-90 karayoluna, bir diğer taraftan da demir yoluna yakın bir merkezdir. Fakat çalışmalar durmuş uzun süredir hiçbir faaliyet görülmemektedir. Bunun sebebini sorduğumuzda ÇET raporunun olumsuz olduğunu başka bir yer bulunması gerektiği cevabını aldık. Çevre Bakanlığı yetkilileri Finlandiya’dan gelip Erzin Hatay üzerinden geçecek Nil vadisine doğru uzanan ve kuşların göç yolu konumunda bulunan bu merkezin 5 yıl boyunca izlenerek ondan sonra görüş sunacaklarını bildirdiler. Bunların yanı sıra özel idarenin de katılımıyla yapılması düşünülen havaalanı projemiz altyapı çalışmaları devam etmekte iken her nedense durdurulmuştur. İskenderun limanımızda kullanılan teknoloji ve personel yetersiz olup liman tamir ve tahliye işleri ile yükleme ve boşaltma işleri özel sektör ile rekabet edemez haldedir. Bu durumun bir an evvel düzeltilerek İskenderun Liman işletmesinin aktif hale getirilmesi acil bir durumdur. Burda bir noktaya tekrar değinmekte fayda görüyorum; Afşin, Tahtakele, Yayladığı, Ceyhan, Aslantaş, Deliçay projeleri 100 trilyon gibi projelere nazaran küçük bir miktarla gerçekleştirebilecek düzeyde olup tamamlandıktan sonra 1-2 yıl gibi kısa sürede kendini amorti edecek nitelikte projelerdir. Bu projelerin hem Hatay hem de Türkiye için makro ekonomik önemi tartışmasız büyüktür.
KALKINMANIN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL: BÜROKRASİ
Bugün Hatay’ın çözülmeyecek problemi, önünde aşılmayacak engeli yoktur. Sorun, ilin dışından, Ankara’dan kaynaklanan bürokrasiden ibarettir. Zaten bu sorun sadece bizlerin değil ülkemizin meselesidir. Örnek olarak Erzin bölgesinde oluşturulacak serbest bölgenin taliplisi bir çok özel sektör kuruluşu bulunmamaktadır. Sıfır maliyetle gerçekleşecek ve yaklaşık 3 bin kişilik istihdam meydana getirecek bu projenin karşısındaki tek engel bürokrasidir, izlenen ekonomik politikalarıdır. Oysa liberal dünyanın, gereği özel sektörün önünün biran evvel açılmasıdır. İnanıyorum ki bu tip basit engeller kaldırılırsa Hatay ilimizde özel sektör bir çok projeyi kendiliğinden hayata geçirecek hem Hatay’a hem de Milli Ekonomimize çok şey katacaktır.
KÖRFEZ SAVAŞININ ETKİLERİ BÖLGEMİZ EKONOMİSİNİ DURDURMUŞTUR
Üzerinden yaklaşık 10 yıl geçen körfez savaşının etkileri bölge ekonomisine büyük sekte vurmuştur. Büyük bir zenginlik kaynağı olan ticari deniz ve kara taşımacılığı ve ihracaat tamamen kesilmiştir. Seksenli yıllarda sadece İskenderun’da 350 dolayında deniz nakliye şirketi bulunmakta iken ilerleyen zamana karşın bu sayı yok denecek kadar aza inmiştir. Bölgeye para akıtan bu muslukların tıkanmış olması ve hala gereken idari ve yasal tedbirlerin alınmamış olması üzücüdür. Oysa bölge için yeni formüller bulunabilir hiç olmazsa belli bir miktar ticaret imkanı meydana getirebilirdi. Ben kendi adıma bu durumu gerek resmi gerek sivil her platformda fırsat buldukça dile getirmeye çalışıyorum. Ancak bireysel bir kaç girişimin hükümetin genel politikası karşısında sonuç alabilmesi elbette çok zor. Buna rağmen karamsar değiliz. Girişimlerimiz bir gün elbet sonuç verecektir düşüncesindeyiz.
BENCE HEM HATAY HEM DE TÜRKİYE GENELİNDE BELEDİYE ENFLASYONU YAŞANIYOR
Kişisel kanaatim, hem Hatay hem de Türkiye genelinde bir belediye enflasyonu yaşanıyor. 1500-2000 nüfuslu yerlerde belediye teşkilatı kurulması bana savurganlıkmış siyasi bir kaygı imiş gibi geliyor. Bugün Hatay’da 76 belde teşkilatı mevcuttur. Bunların çoğunluğu şehir ve de ilçe merkezlerine çok yakın hatta bitişik konumdadır. Kanaatimce bu belediyeler aktarılacak ödenek merkez konumunda bulunan ilçelere aktarılırsa sunulan hizmet daha kaliteli ve seri olacaktır. Hazır yeni mahalli idareler yasası gündemde iken bu konunun da gözardı edilmemesi gerektiği düşüncesindeyim. İnşallah gelecek yasa ile belediyelerimiz arasında uygun bir mali yapı tesis edilir. Beklentilere cevap vererek memleketimiz için faydalı olacak her yasayı her fikri desteklemeye hazırız. Biz tüm belediyelerimizin sıkıntılarının farkındayız. Örneğin 99 yılında belediyelerimize tahsis edilen ödenekler 88 yılının hemen hemen yarısı kadar. Ayrıca iktidar belediyelerine hem araç hem de bir takım fonlar adı altında tahsis edilen ödeneklerin adil olmadığı açıktır. Her beldemizin insanı her bölgemizin insanı vergi vermekte, askerlik yapmaktadır. Ülkemizin insanıdır. Bu sebeple siyasi ayrımcılık, partizanlık doğru şeyler değildir. Partiler, yönetimler değişir ancak baki kalan insanlarımız halkımızdır. Bu nokta anayasamızda çok açıkça dile getirilmiştir. Seçilen milletvekilleri bir yörenin, bir ilin milletvekilleri değil, Türkiye’nin milletvekilleridir. Burdan tüm Hatay halkına sevgi ve selamlarımı sunar yeni bin yılın hepimize hayırlı olmasını dilerim.