
Bu sütunlarda birazdan azmin zaferini göreceksiniz. Erkek öncül toplumumuzda cesur bir bayanın aralardan sıyrılıp neler yapabileceğinin örneğini okuyacaksınız. Belki bu röportajı okuyan erkek okuyucularımızın bazıları aynen şunları söyleyecek: “Evet hakikaten Türk milleti kadınıyla erkeğiyle büyük bir millet. Eğer biz erkekler kadınlarımızın önünü kesmeyip, onlara da gerektiği kadar fırsat tanısaydık, bugün Türkiye bulunduğu düzeyin bir kat daha üzerinde olacaktı. Olur muydu, olurdu. Bizim Mahalli İdareler olarak bizler de takdirlerimizi sunduğumuz Başkan, Sayın İris Şentürk’ün hem son derece çarpıcı hem de çoklarımıza örnek olacak röportajını hiç araya girmeden sizlere aktarıyoruz.
Bir erkek gibi büyüdüm Gazeteciyim Hatay şovenistiyim. 20 Ocak 1941 yılında Antakya’da doğdum. Dört çocuklu bir ailenin 3 kızından biriyim. İlk, orta, lise tahsilimi Antakya’da tamamladım. Daha o günlerde bile aile içerisinde bir kız çocuğu olarak değilde bir erkek gibi, her işi yapan yapmak isteyen ve yapacak kadar da kararlı olan bir yapıya sahip olarak dikkat çekiyordum. Bliirsiniz çocuklarımız küçüklüklerinde hep bir ideal sahibidir. Kimi doktor, kimi pilot, kimi öğretmen olmak ister. Bende hep gazeteci olmak istemişimdir. İşte daha küçükken seçtiğim bu idealin peşini ne ortaokulda ne lisede hiç bırakmadım. 1978 yılında Marmara Üniversitesi Gazetecilik İstanbul Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’na girdim. Dönem itibariyle en yüksek puanla o okula giren öğrencilerden biriyim. 1982 yılında mezun olduktan sonra üniversiteden arkadaşım olan eşim Hakan Şentürk’le evlenerek İstanbul’a yerleştim. Bir müddet özel şirketlerde halkla ilişkiler müdürlüğü ve gazetecilik yaptım. Tabiki Antakya sevdam hiç bitmedi. Zaten o dönemlerde bile tam bir Antakya şovenisti idim. Hemen her yılın 6 ayını Antakya’da geçiriyorduk. Baktık olacak gibi değil ömrümüzün her gününü antakyada geçirelim diyerek Antakya’ya yerleştik. Yatarımlarımızı Antakya’ya transfer ettik. Daha sonra 2 çocuğumuz dünyaya geldi. O zamanları hem çocuklarıma annelik yapıyordum hem de Hatay gazetesinin yöneticiliğini yürütüyordum. Sonra kurduğumuz 3 şirketimizin yöneticiliğini de ben üstlendim.
SPORA ÇOK ŞEY BORÇLUYUM
Kendi adıma hayatım boyunca gerek ticari hayatta gerek yöneticilikte, insan ilişkilerinde kazandığım başarıyı spora ve sporun getirdiği sosyal aktivitelere bağlıyorum. Ortaokul, lise ve üniversite yıllarımda aktif olarak basketbol, voleybol, yüzme ve atletizmle ilgilendim. Takım kaptanlığı yaptım. Tiyatro ve halk oyunlarıyla zaten hayatım boyunca iç içeydim. Bu uğraşların verdiği sosyallik beni bu günlere kadar taşıdı. Dokuz yıl boyunca Çevre Koruma Derneği’nin başkanlığını yürüttüm. bu başkanlık dönemimde çevre sağlığıyla ilgili önemli çalışmalar yaptım. örneğin nükleer santrallerle ilgili çalışmalarımın sonuçlarını, bunların çevreye verdiği zararı köy-köy, kasaba kasaba dolaşarak insanlarımıza anlattım.
SİYASETE 90’LI YILLARIN BAŞINDA SHP’DE BAŞLADIM
1990’lı yılların başında kendime en yakın bulduğum, Atatürk’ün kurduğu partinin devamı olduğunu bildiğim o dönemlerin SHP’si bu günün CHP’sinde siyasete başladım. Başkan seçildiğim döneme kadar il yöneticiliği görevinde bulundum. Dünden bu güne toplum yararına gördüğüm hiç bir işin geri kalmasına rıza vermedim. Ailemi, çevremi sahip olduğum hemen her şeyi bu yola kanalize ettim. Herkes benim milletvekili adayı olmamı beklerken ben belediye başkanlığını tercih ettim. Bu gün hem iki kızıma annelik hem de belediye başkanlığı yapıyorum. Şu ana kadar milletvekili olmayı iç düşünmedim şu anda düşünmüyorum.
RİYAKARLIĞA, DALKAVUKLUĞA KIZARIM
Belediye başkanlığım öncesinde çevre koruma derneğinin başkanlığını yürütüyordum. Bu dönemde çevre korumasına dair yaptığımız çalışmaların çoğunluğu belediyenin engellemesiyle sonuçsuz kalıyordu. Bunu görünce bu çalışmalarımızı neden belediye başkanı olarak rahat bir biçimde yürütmeyelim diye düşündüm. Tabii önceliklede bir kadın olarak bu kentte belediye başkanlığına aday olmanın avantajlarının ve dezavantajlarının muhasebesini yaptım. Sonuçta Antakya gibi Türkiye standartlarıın çok üzerinde bir sosyal yaşantıya sahip bir kentte halkın bir kadını belediye başkanı yapabileceğini gördüm. Seçim döneminden iki yıl önce çalışmaları başlatarak CHP’nın aday belirlemek üzere yaptığı ön seçime katıldım. Ön seçimden başarıyla çıktıktan sonra 18 Nisan seçimlerine CHP’nin adayı olarak katıldım. Nihayetinde sevdalısı olduğum bu kentin insanları bana güvendiler, partime güvendiler ve bizleri bu makama taşıdılar. Riyakarlığa, dalkavukluğa kızarım. kişisel çıkarları adına toplumsal çıkarları hiçe sayan insanlara tahammülüm yoktur. Şu an 5 yıl içinde yapabileceklerimin peşindeyim. Başaracağıma inanıyorum. Zaten bu noktada azıcık bir şüphem olsa derhal istifa eder, başarılı olacağına inandığım birine yardımcı olurum. Az önce milletvekili olmayı düşünmediğimi belirtmiştim. Ben daha demokratik olduğuna inandığım, sıhhatli yönetilmesi durumunda ülkemizin ufkunu değişiterceğini düşündüğüm yerel yönetimlerden yanayım. Daha Türkiye’de belediyeler oluşmadan belediye teşkilatına sahip olan Antakya’yı seviyorum, projelerimi hayata geçirmek istiyorum. Bu yüzden her zaman belediye başkanlığını milletvekilliğine tercih ederim.
GÜNDÜZ NÜFUSUMUZ 300 BİN GECE NÜFUSUMUZ 147 BİN
Antakyanın 1997 sayımı neticesinde tespit edilen nüfusu 147.000’dir. Ancak tabir uygun ise bu rakam gece nüfusumuzdur dersem daha doğru olur düşüncesindeyim. Çünkü, Antakya civarı beldelerle doludur. Yanılmıyorsam ilimize bağlı belde sayısı 21’dir. Bu beldelerin insanları gündüzlerini Antakya’da geçiriyor akşamları beldelerine dönüyorlar. Bu sebeple ilimizin resmi nüfusu olan 147.000 rakamı gündüzleri 300 bini bulmaktadır. Antakya belediyesi olarak nüfus yoğunluğu yüksek olan ilimize 251’i memur 340’ıişçi ve 216’da geçici işçi olmak üzere toplam 807 kişilik bir kadroyla hizmet sunmaktayız. Eğer bu rakama imar limited şirketimizde ve de ekmek fabrikasında çalışan personelimizide eklersek bu sayı 900’e ulaşmaktadır.
İLLER BANKASINDAN GELEN PAYLARIMIZ YETERSİZ
Bu gün İller Bankası’ndan gelen paylarımız tüm belediyelerin toplamı olarak genel bütçenin %9.25’i olması gerekirken %6’lara çekilmiştir. Zaten yetersiz olan bu rakam bir de nüfus esasına dayalı dağıtım sistemine tabi tutulunca iyice yetersiz hale gelmektedir. Bir kere Antakya’nın yerleşik nüfusu 147.000’in üzerindedir. İkinci olarak az öncede değindiğim üzere sunduğumuz hizmetlerin kullanıcılarının sayısı 300 bini bulmaktadır. Böylebir dağıtım sisteminin ortaya çıkardığı sonucun sağlıklı olmayacağı anlaşılacağı üzere gayet açıktır. Gelen paylar personel ücret ve maaşlarımızı karşılamaya dahi yetmeyecek düzeydedir. Hal böyle iken önceki yönetimden devraldığımız personel sayımızda son derece kabarıktır. Bu gün belediyemiz 3 kişinin yapacağı bir işi 7 kişiyle yürütmekte, insanımız sunacağımız hizmet protföyünün bu orana tekabül eden kısmından mahrum kalmaktadır. Ayrıca yaptığımız çalışmalarla Antakya ilinde her 1000 kişiye hizmet sunmak için 2 personele ihtiyaç olduğunu tespit ettik. Kullanacağımız teknoloji ve araçla bu durum mümkün olmaktadır. Şu halde aslında Antakya Belediyesi’ne lazım olan personel sayısı 294’tür. Hadi bu sayı 400 olsun, diyelim bu durumda dahi yaklaşık 500 peronel ihtiyaç fazlasıdır. Ancak işçinin, emeğin, alınterinin yanında bir insan olarak insanların ekmeğiyle oynamak işten çıkarmak doğru değildir, herşeyden evvel fikrime terstir. Bu sebepten dolayı mevcut fazlamızı yeni istihdam imkanları oluşturarak değerlendirmek düşüncesindeyiz
VERİMLİLİĞİN KAYNAĞI HUZURDUR
Benim belediyemde çalışan memuruma işçime ve diğer personelime şu gün itibariyle bir kuruş borcum bulunmamaktadır. Belediyelerin hizmet taşıyan elleri konumundaki bu insanların maaşlarını düzenli alamamaları, maaşlarının yetersiz olması gibi durumlar huzuru bozan, insan psikolojisini olumsuz etkileyen durumlardır. Bu noktadan hareketle evinde, işinde huzuru olmayan memurun işçinin sunacağı hizmetinde kalitesi haklı olarak düşecektir. Bu sebeple belediye gelirlerimizi öncelikle personel maaşlarına ayırarak geri kalanını Antakya’ya hizmet olarak sunmaktayız. Belediyemizin gün itibariyle geçmiş dönemden devraldığı vergi borcu ile İller Bankasına içme suyu ve kanalizasyon yatırımları için aldığımız kredi borcu bulunmaktadır. Bunun haricinde ne emekli sandığına nede SSK’ya borcumuz bulunmamaktadır.
ANTAKYA’NIN BİR ŞANSI ESKİLERDEN BU YANA İMAR PLANININ OLMASIDIR
İmar Antakya’nın şanslı oduğu konulardan birisidir. Şehirde imar planı uygulanması Fransızların yönetim dönemine kadar uzanmaktadır. Ancak o günden bu yana yeteri kadar bir imar uygulaması yapılamamaıştır. Bunun altında yatan sebep Antakya’nın sahip olduğu tarihi ve turistik mevcudiyeti nedeniyle bir çok bölgenin sit alanı olarak ilan edilmesidir. Fakat her ne olursa olsun Antakya yinede şanslıdır. Gecekondu ve çarpık yapılaşmanın en az sorun teşkil ettiği merkezlerden birisidir. Yalnız Antakya’nın sağlam yapılaşma konusunda ciddi sıkıntıları olduğu kanaatindeyim. Bölge itibariyle birinci derece deprem kuşağında bulunan hatta zamanında büyük bir deprem yaşanan Antakya maalesef bu konuda gereken dersi almamıştır. Gönlümüzden, gözümüzden hiçbir şekilde geçmez ama yaşanacak bir depremde en çok yara alacak olan yerlerden biriside Antakya’dır. Özellikle bir dağ yamacında kurulan eski Antakya dediğimiz bir bölgemiz sağlam yapılaşma hususunda zayıf kalmıştır.
ÇEVRE KONUSUNDA İDDİALIYIM ÇOK ŞEY YAPTIK VE DAHA ÇOK ŞEY YAPACAĞIZ
Daha öncede belirttiğim üzere özellikle çevre konulu projelerimi hayata geçirmek üzere başkanlığa talip olmuş bir insanım. Hemen belitmek istiyorum. Bu konuda çok iddialıyım 18 Nisan’dan bu yana geçen yaklaşık 1 yıllık süre zarfında Antakya’ya 10.000 tane park kazandırdım. Yine bunların haricinde birisi basketbol, birisi futbol, diğeri voleybol sahası olmak üzere 3 spor sahasını hizmete açmış bulunuyoruz. Çöplük diye tabir edilen bir çok yeri çiçek bahçesi haline getirdik, elimizden geldiğince yeşil alanları hemşehrilerimizin kullanımına açtık, açmayada devam ediyoruz. Antakya’ya sevdalı, Antakya şovenisti bir insan olarak Antakya’yı hakettiği yere getirmek istiyorum. İsmim Antakya’nın yarınlarına emek verenler arasında geçsin istiyorum. Herkes Türkiye’nin diyor ben dünyanın en hoşgörülü en demokrat en yürekli insanlarının kenti Antakya diyorum. Bu güne kadar hemşehrilerimin oturabilecekleri dinlenebilecekleri, çocuklarını torunlarını gezdirebilcekleri bir çok parkı yeşil alanı hizmete açmış bulunuyorum. Bu benim hayatımda en çok gurur duyduğum olaydır. Her zaman Antakya’lı olmaktan gurur duydum. Antakya’ya hizmet etmektende gurur duyuyorum.
BENCE BELEDİYECİLİĞİN DUAYENİ SAYIN CELAL DOĞAN’DIR
Geçenlerde bir gazeteci arkadaşımız bana, “Kendinize kimi örnek alıyorsunuz” şeklinde bir soru yöneltti. Ben de belediyecilği en yürekli, en sistemli yürüten insan Sayın Celal Doğan’dır. Gururla söylüyoruml bu noktada takdir ettiğim, örnek aldığım insan Syn. Celal Doğan dedim. Bence belediyeceğilin günümüzdeki duayeni Celal Bey’dir. Halkın isteklerini kendisinde duyup daha talep dahi gelmeden hizmeti gerçekleştiren insanıyla özdeşleşmiş, yürekli örnek bir belediye başkanıdır.
ANTAKYA’NIN ALT YAPISI MUTLAKA YENİLENMELİ
Antakya’da alt yapı hizmetleri Fransız’lar döneminden bu yana devam etmektedir. Ancak kurulu olan sistem hem yetersiz hemde çok eskidir. Bu sebeple alt yapının elden geçirilmesi, çoğu bölgenin ise mutlaka yenilenmesi gerekmektedir. Burdan sizlerin vasıtasıyla hem Syn Bayındırlık Bakanımız Koray Aydın Beylere hem de İller Bankası Genel Müdürümüz’e içme suyu sorunumuzun çözümünde gösterdikleri yardım ve yakınlıktan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Önceleri içme suyu dağıtımında kullandığımız 5 pompamız hem yetersizdi hem de çok yüzeyde bırakılmıştı. Şehre ulaşan su ihtiyaçları karşılar düzeyde değildi. Hem sayın bakanımız hem de müdürümüzün yardımıyla yeni pompalar getirdik, ciddi düzenlemeler yaptık. Ancak isale hattımızın yetersiz oluşu nedeniyle ciddi su kaybının yaşanması şehre ulaşan su miktarını hala yetersiz kılmaktadır. Ayrıca 21. yüzyıla adım atmakta olan Antakya’mızda maalesef kanalizasyon konusunda da ciddi sıkıntılarımız bulunmaktadır. Varoş diye tabir ettiğimiz bölgelerde kanalizasyon hala açıktan akmakta, bazı bölgelerimizde hala foseptik çukurlar kullanılmaktadır. Bu noktada belediye ekonomisinin yetersizliği sebebiyle elimiz kolumuz bağlı kalmaktadır. Sorun bir mali yeterlilik sorunudur. Bu durum halledildiğinde en kısa zamanda çözümlenecektir.
TRAFİK EN BÜYÜK PROBLEMLERDEN BİRİSİ
Bu gün Hatay Türkiye’nin nüfusa göre otomobil mevcutiyeti en yüksek olan illerinden birisidir. Hatay’ın merkez ilçesi konumunda olan Antakya’da da durum aynıdır. Otomobil sayısına nazaran alt yapının yetersiz oluşu ciddi bir trafik karmaşası yaratmaktadır. Merkez yollarımız çok dar ve bunun yanında hiç katlı otoparkımız yok. Eski yapılar yönünden son derece zengin olan Antakya’da mevcut yolların genişletilmesi ve yeni yolların açılması hemen hemen imkansız. Sit alanı olan bir çok yerleşim merkezimizde bırakın yol açmayı kazma dahi vuramıyorsunuz. Birde una geçmiş dönemlerdeki yanlış yapılanmayı eklediğinizde tamamen hareketsiz kalıyorsunuz. Örneğin Sit bölgelerinin artçevrelerinin mutlaka açılması ve ana artellere yan artellerle destek verilmesi gerekiyordu. Bu durum maalesef dikkate alınmamış uzun vadeli düşünülmemiştir. Bu gün tarihin ilk yıllarından bu yana kentin ana aksı dediğimiz Kurtuluş Caddesi’ne mutlaka paralel bir yol açmak gerekmektedir. Bu yol sayesinde şehrin yerleştiği dağın en tepesindeki İzmir Caddesi dediğimiz yol hareketlenecek ve Kurtuluş Caddesi rahatlayacaktır. Düşüncemiz bu projeizi bize tanınan 5 yıllık süre zarfında tamamlamaktır. Bu hususta kararlı olduğumuzu belirtmekte yarar görüyorum.
ULAŞIM HİZMETLERİMİZ BELEDİYE KONTROLÜNDEKİ KOOPERATİFLER VASITASIYLA YÜRÜTÜLMEKTEDİR.
Belediyeye ait otobüsümüz bulunmamaktadır. Ulaşım hizmetlerimiz belediye kontrolünde faaliyet gösteren kooperatifler vasıtasıyla yürütülmektedir. Belediyemize ait araçlar daha çok sivil toplum örgütlerinin kullanımına tahsis edilmekte olup geçmiş dönemlerde özel sektöre devredilen ulşaım hizmetleri hala aynı sistemde devam etmektedir. Temizlik hizmetleri benden önceki dönemlerde özel sektöre devredilmiş olup özel bir şirket tarafından yürütülmektedir.Şirket faaliyetlerini belediyemizin araçlarını kiralamak suretiyle yürütmektedir. Bu şirketçe kullanılan belediyemize ait 7 adet sıkıştırmalı çöp kamyonumuz 5 çöp kamyonetimiz, 4 çöp traktörümüz bulunmaktadır. Yürütülen temizlik hizmetleri diğer bölgelerle karşılaştırıldığında yeterli gözükse bile benim nazarımda yeterli değildir. Bu konuya yönelik bir takım yeni proje ve uygulamalar üzerinde çalışmalarımız devam etmektedir. Belediye araç parkı mevcudumuz ise toplam 154 araçtan oluşmakta olup araç cinsine göre dağılım şu şekildedir: Otomobil 16 adet, kamyonet 21 adet, minibüs 3 adet, otobüs 16 adet, sağlık otobüsü 1 adet, cenaze aracı 2 adet, ambulans 2 adet, kamyon 23 adet, tanker 1 adet, kanal aracı 1 adet, distribütor 1 adet, tır aracı 1 adet, et tır aracı 1 adet, et aracı 2 adet, arazöz-vidanjer 13 adet, traktör 3 adet, beco-oader kepçe 5 adet, beco kepçe 1 adet, loader kepçe 3 adet, grayder 4 adet, el silindiri 1 adet, silindir 3 adet, karıı kompresör 1 adet, asfalt finişeri 1 adet, motor 2 adet, moblet 1 adet, triportör 2 adet, çöp kamyonu 3 adet toplam 134 adet. Temizlik şirketine kiraya verilen araç parkı: Çöp pres 7 adet, çöp kamyonu 5 adet, çöp kamyoneti 4 adet, çöp traktörü 1 adet toplam 17 adet. İmar Ltd. Şti.’den kiralanan araç parkı: Kanal aracı 1 adet, silindir (Hamm) 1 adet, kepçe (Hyundai) 1 adet toplam 3 adet. Genel tüm araç parkı toplamı: 154 adet. Ayrıca belediyemizin ihtiyaç duyduğu 1 lastik tekerlekli yükleyici kepçe 1 paletli yükleci, 1 kazıcı ile yeterli sayıda Dodge Pikap ile itfaiye arazözü alımı düşünülmektedir.
VETERİNERLİK HİZMETLERİMİZ YETERLİ
Belediyemiz bünyesinde yeterli veteriner kadromuz bulunmakta olup devam eden çalışmalarımız asğlıklı bir biçimde yürütülmektedir. Bu konulu çalışmalarımız özetle şu şekildedir.
1- MEZBAHA HİZMETLERİMİZ:
Şehrimizdeki kasapların et ihtiyaçlarını karşılamak üzere belediyemiz kesim salonu, soğuk hava deposu, açık ve kapalı bekletme yerlerinden oluşan 1293 m2’si kapalı toplam 127000 m2 alanda mezbaha ve soğuk hava depo tesisleriyle hizmet vermektedir. Veteriner müdürlüğü ve mezbaha müdürlüğü bünyesinde 2 veteriner hekim 48 personel görev yapmaktadır. Kesilen etler et taşıma araçları ile hijyenik olarak kasaplara günlük dağıtılmaktadır.
2- SAHİPSİZ KÖPEKLERİN BARINDIRILMASI:
Açık ve kapalı alandan müteşekkül barındırma yerlerinde bu köpeklerin bakım, beslenme ve aşılamaları yapılmaktadır. Bu yolla kuduz ve diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadele sağlanmaktadır. Talep halinde karşılıksız sahiplendirme yapılmaktadır.
3- HAYVAN PAZARLARI:
Hayvan pazarlarının denetimleri ve dezenfeksiyonları yapılmaktadır. Hayvan sirkülasyonları menşe şehadetnamelerinin denetlenmesi ile kontrol altında tutulmaktadır. Bu yolla hayvanlar arasında oluşabilecek salgın hastalıkların önüne geçilmesine çalışılmaktadır.
4- HAYVAN MAMÜLLERİN KONTROLÜ
Periyodik olarak belediye zabıtası ve çevre sağlık müdürlüğü ile koordineli yapılan denetimlerle hayvansal gıda ve mamüllerinin satıldığı, üretildiği işletmeler denetim altında tutulmaktadır.
PARTİMİN MECLİS DIŞINDA KALMASI HİZMETE ENGEL DEĞİL. BENİM İLİMİN ON VEKİLİ VAR
Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nden başkan seçilmiş bir insanım. Bundan da tereddütsüz gurur duyuyorum. Bu gün partimin meclis dışında kalması katiyen hizmete engel değildir. Hatay’ın 10 milletvekili var bunların hepside benim vekilimdir. Bizde partizanlık, kayırmcılık olmaz. Bizler nasıl kimseyi A, B, C partisinden diye ayırmıyorsak vekillerimizde ayırmayacaklardır. Sağolsunlar ayırmıyorlarda. Zaten öyle bir partizanlık, ayrımcılık, görsem bir gazeteci olarak bu durumu halkıma nasıl anlatacağımı çok iyi bilirim. Ben bu makama oyunla, dalavereyle gelmiş bir insan değilim. Bu makama alın terimle namusumla, halkımla geldim. Bu noktada her Antakyalı şunu iyi bilir ki ben burda CHP’nin belediye başkanı değil Antakya’nın belediye başkanıyım. Yapılacak her ayrım bana değil halkıma zarar verir. Halkımın zarar göreceği her yanlışlığa kesinlikle karşı koyarım. Yine herkes bilirki mücadele etmesini hem iyi bilirim hem de severim.
YENİ YASANIN ÇOK ŞEY GETİRECEĞİNİ ZANNETMİYORUM
Bir kere yeni düzenleme belediyelerden çok merkezi yönetimin taşra teşkilatlarına yani valilik ve kaymakamlıklara yöneliktir. Yetkileri artırılacak makamlar buralardır. Dolayısıyla bu yeni yasanın belediyelere çok şey getireceğini zannetmiyorum. Bu noktada aslolan demokratik kurumlardan belediyelerin özellikle mali yapılarının güçlendirilmesi olacaktır. İyi bir denetim ve güçlü bir mali yapının yerleşim merkezlerimizi, belediyelerimizi hem sosyal hem de ekonomik açıdan çok daha ileri bir noktaya taşıyacağı açıktır.
BU BÜRO DA HERŞEYİ BİR KENARA BIRAKIP KENDİMİ ANTAKYA’YA ADADIM
Bu gün benim için önemli olan almış olduğum bu görevi mümkün olduğunca iyi bir şekilde ifa etmektir. Bu güne kadar 2 çocuğum ile mutlu bir yuvam ideal bir evliliğim ve son derece rahat bir yaşantım vardı. Bütün bunları eşimle konuşup onunda desteğiyle bir kenara bırakarak kendimi Antakya’ya adadım. Antakya’ya dair bir çok projem var hepsini birer birer hayata geçirmek istiyorum. Zamana yayılmış bu projelerimizden 2000 yılı için uygulamaya koyacaklarımız genel olarak ana başlıklar halinde şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Kapalı semt pazarları yapımı,
2- Açık ve kapalı otopark yapım ve kamulaştırılması,
3- Asi nehri üzerine 4. köprü inşaatının ikmali,
4- Altınçay deresi üzerine araç ve yaya köprüsü yapımı,
5- Çocuk bahçesi ve yeşil alan düzenlemeleri ve kamulaştırılması,
6- Kaldırım ve kavşak düzenlemeleri,
7- Caddelere beton asfalt yapımı,
8- 30 mt’lik mini çevre yolunun yapımı ve kamulaştırılması,
9- Hisseli parsellerle imar planı sınırları içerisinde 18. madde uygulaması,
10- İmar planı revizyonu ve jeolojik harita alımı,
11- Ağaçlandırılacak olan (Mezarlık alanı) kamulaştırılması,
12- Yaş sebze v emeyve toptancı yeri kamulaştırılması,
13- Altınçay mahallesi 17. sokağın kamulaştırılması,
14- Gecekondu önleme bölgesi kamulaştırılması,
15- Vilayet önündeki alanın kamulaştırılması ve tanzimi,
16- Katı atık imha yeri kamulaştırılması ve projelendirilmesi,
17- Belediye hizmet alanları kamulaştırılması,
18- Belediye Eğitim Kültür Tesisleri yeri kamulaştırılması,
19- Üst ve alt geçit yapımı ve kamulaştırılması,
20- Su kapitaj bölgesi düzenlenmesi ve kamulaştırılması,
21- Harbiye-Ahtaya su isale hattının ıslahı ve kamulaştırılması,
22- Şehrin muhtelif yerlerine yağmur suyu ve atıksu kanallarının yapımı,
23- Belediyemizin ihtiyacı olan; lastik tekerlekli yükleyici kepçe, paletli yükleyici kepçe, kazıcı kepçe, dodge pikap, itfayie arazözü alımını programımıza almış bulunuyoruz. Bu ve benzeri çalışmalarımız yarınlarda düşlediğimiz güzel Antakya’nın temel taşları olacaktır.
İSMİM ANTAKYA’YLA BERABER ANILSIN İSTİYORUM
Antakya’yı ve Antakya’lıyı seviyorum. İnsanlarımın her zaman içindeyim, onlarla beraberim. Onların Antakya için harcağım emeği gördüklerini biliyorum. Kendilerinden yegane isteğim şudur: Her insan hata yapar, bende hata yaparım. Hata yaptığımda beni uyarsınlar isterim. Çalışmalarımız hepimiz içindir. Kazanan biz olacağız, biz kazandıkçada Türkiye kazanacak. Dikkat edelim şer güçler bu gün ülkemizi farklı noktalara çekmeye, eşsiz insan, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ayırmaya çalışıyorlar. Uyanık olalım insanımıza, çocuklarımıza sahip çıkalım. Atamızın kemiklerini sızlatmayalım. Şuna inarıyorumki Türk milleti dünden bu güne bir çok engeli aşmış güçlü bir millettir. Bu tip sapkınlıklara taviz vermeyecektir. Türkiye gerek insanının dinamizmi, gerek coğrafyası ile dünyanın en önemli 10 ülkesi haline gelebilecek bir yapıdadır. Bunun için bizlere düşen görev Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılmaktır. Laik bir sosyal hukuk devleti yaratma özleminde olan Atatürk’ümüzün bu idealini gerçekleştirmek için yerel yönetimlerden genel yönetime, işçisinden, cumhurbaşkanına kadar onun ilkelerine sarılmamız şarttır. Hoşgörü, dostluk kardeşlik sloganımız olmalıdır. En iyilere layık olan Türkiye’miz bu felsefenin ışığı altında yarınları kucaklayacak lider ülke olarak hakettiği yeri alacaktır. Burdan o yok bu yok biz ne yapalım diyenlere büyük önderimizin bir sözünü hatırlatarak sözlerime son vermek istiyorum. “Büyük Türk milletinin evladı Sen; Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiçkimseyi aldatlamaycaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek; o hedefe yürüyeceksin. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonrada sana büyük derlerse bunu söyleyenlere güleceksin. K. Atatürk. Hepinize yarınlarımız daha güzel olsun diyerek sevglierimi sunuyorum. Esen kalın.