goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

8 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 

Edirne cezalandırılıyor

 

Edirne’nin tarım potansiyeli de yüksek ancak artık geleneksel yöntemleri ve ürünlerin yanısıra dünya pazarlarına çıkabileceği bir ürün çeşitliliğine geçilmesi, bunun için de devlet desteğinin olması gerekiyor.

TRAKAB’la ilgili Trakya’da yaşayan insanların haklı şüpheleri var. TRAKAB, İstanbul’un Trakya’yı yutma planı mıdır değil midir? Bunu henüz bilmiyoruz.

Edirne, teşvik kapsamına alınmadığı için sanayileşme mümkün değildir. Biz, teşviklerin il ya da ilçede sektörel bazda değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Yunanistan ve Bulgaristan’la sınır olmasından dolayı Cumhuriyet’in ilk yıllarında savaş ihtimaline karşı, stratejik korkularla Edirne’ye sanayi yatırım yapılmadığını, yatırımların iç kesimlere kaydırıldığını belirten CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, AB ve komşularla olan gergin süreç yüzünden Edirne’nin yine hakettiği nimetlere kavuşamadığını söyledi. Edirne’nin ivmesinin komşularıyla ticari ilişkilerin artırılmasına bağlı olarak yükselebileceğine dikkat çeken Budak, “Bulgaristan ve Yunanistan’la olan sosyal ve ekonomik ilişkilerin pekiştirilmesi Edirne’nin bölgesel ve ulusal önemini artırır. Bunun dışında Edirne’nin iç dinamiklerinin harekete geçirilmesi için gerekli altyapı desteğinde bulunulması gerekiyor. Edirne'nin verimli tarım toprakları ve iyi yetişmiş insan gücü onun en önemli gücüdür” dedi.

Sınır ticaret merkezleri arasında Edirne yok
Sınır ticaret merkezlerinin kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında Edirne’nin bulunmamasından yakınan, bunun Edirne’yi idama mahkum etmek olduğunu belirten Çakır, “Bütün sınır kentleri var da, Edirne niye yok? Edirne niye cezalandırılıyor? Sınır ticaret merkezi, Edirne tüccarının, esnafının Yunanistan ve Bulgaristan’la alışveriş yapabilmesini sağlayacaktı. Güneydoğu’da binlerce tır mazot almak için Irak’a, İran’a gidip geliyor. Edirne’den Yunanistan ve Bulgaristan’a gidip arabasına mazot koyan ise kaçakçı muamelesi görüyor” diye konuştu. Yeni açıklanan teşvik paketinde de Edirne’nin birinci bölge kapsamında yeraldığını, bunun teşviklerden daha az yararlanması anlamına geldiğini ifade eden Çakır, Tekirdağ, Kırklareli, Çerkezköy ve Çorlu’nun sanayileşmesini tamamladığını, hatta potansiyelinin üstünde sanayi yoğunlaşması olduğunu belirtti ve “Edirne, göç veren, sanayileşmemiş bir kent. Sanayileşmiş Tekirdağ ve Kırklareli ile aynı kategoride. Bu nasıl bir ölçü, anlamak mümkün değil” dedi. Çakır, “Edirne’nin çağdaş, özgürlüklerden yana ve çalışkan olan insan potansiyelinin de harekete geçirilmesi için adım atılması lazım. Meriç nehrinin bir tarafında kişi başına düşen milli gelir 20-30 bin dolar ise diğer tarafta 5 bin dolar ise sınırları kaldırdığınızda o refah bu tarafa akacak demektir. Dolayısıyla Edirne’nin stratejik ve ekonomik önemini artmasının önemli koşullarından bir tanesi komşularıyla ekonomik ilişkilerinin artırması bunun için de engellerin kaldırılmasıdır” diye konuştu. Çakır, şu bilgileri paylaştı.

Turizm potansiyeli yüksek ancak değerlendirilemiyor
Saros körfezi, Gala Gölü, binlerce tarihi eseri ile Edirne’nin deniz, din ve tarih alanında yüksek bir turizm potansiyeli var. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için yatırım yapmak gerekiyor. Örneğin, Edirne’de hala 4 yıldızlı, 5 yıldızlı otel yok. Edirne gelen misafirini yatıracak otele sahip değil. Edirne’nin kendisini tanıtmadan önce konaklama imkanlarının artırılması, turizm altyapısının oluşturulması, turizme yönelik paket programların hazırlanması gerekiyor. Enez-Keşan karayolu hala çok dar ise, haberleşmede sıkıntı çekiliyorsa Meriç’te hala günde 100 defa elektrikler kesiliyorsa Edirne’nin potansiyelini harekete geçiremezsiniz.

Ürün çeşitliliği sağlanmalı
Edirne’nin tarım potansiyeli de yüksek ancak artık geleneksel yöntemleri ve ürünlerin yanısıra dünya pazarlarına çıkabileceği bir ürün çeşitliliğine geçilmesi, bunun için de devlet desteğinin olması gerekiyor. Çünkü üretici ekonomik nedenlerle bu geçişi sağlayamaz.

Ergene’nin temizliği için para değil siyasi irade eksik
Ergene kirliliği Trakya’daki çarpık sanayileşmeye bağlı olarak son 20-25 yıldır yaşanan, artık bir çevre sorunu olmaktan çıkıp ekmek sorunu haline gelen bir durumu ifade ediyor. Kanser vakalarının artmasına da yolaçtığı için aynı zamanda yaşamsal bir sorun. 2002’de milletvekili seçildiğimde ilk olarak Ergene’nin kirliliği ile ilgili araştırma önergesi verdim. Araştırma komisyonu, çalışmalarını tamamladı. Bunun dışında çözüme yönelik kanun teklifi de verdim. Aslında Ergene nehrindeki kirliliği önlemek parasal sorundan ziyade siyasi iradeyle ilgilidir. Yani Ankara’da çözümü arzulayan bir siyasi irade yok. Aslında sorun kolaylıkla çözülebilir. Bunun için devletin herhangi bir kaynak ayırmasına da gerek yok. Bu sorunun ortaya çıkmasına neden olan kişi, kurum, yerel yönetim, organize sanayi bölgeleri, çözüm konusunda da elini taşın altına koysa Ergene kısa sürede kurtarılır. Bu anlayış organize edildiği takdirde benim vermiş olduğun ve Trakya Su ve Kanalizasyon İdaresi kurulmasını öngören kanun teklifini de merkezi yapı kabul etse sorun çözüme kavuşur. Kanun teklifimiz su yönetimini, katı atık yönetimini merkezi bir yapıya büründürmeyi amaçlıyor. Sözkonusu merkezi yapılanma dış kredi olanaklarını da kullanabilme yeteneği ve birikimine sahip olacak. Ancak ne yazık ki, kanun teklifinin gündeme getirilmesi hükümet tarafından engelleniyor.

Çakmak Barajı ödeneği yetersiz
Çakmak Barajı, Trakya’nın GAP’ı sayılır. Geçen yıl kazma vuruldu ama 2009 bütçesinden ayrılan kaynak tatmin edici değil. 2007 milletvekili, 2009 belediye seçimleri öncesinde olan hararet iktidar partisinin Edirne’ye olan bakış açısında körlük yarattı. Bu körlüğün bir an önce geçmesini temenni ediyorum.

TRAKAB planları açıklanmalıdır
TRAKAB’la ilgili Trakya’da yaşayan insanların haklı şüpheleri var. TRAKAB, İstanbul’un Trakya’yı yutma planı mıdır değil midir? Bunu henüz bilmiyoruz. Böyle bir niyetin var olduğunu zannediyoruz, düşünüyoruz. Çünkü henüz planlar ortaya çıkmadı. Bizi böyle düşünmeye iten sebep şu: İstanbul Metropoliten İstanbul Büyükşehir belediyesine bağlı bir kuruluş. Metropoliten AKP’nin taahhüdünde, Büyükşehir AKP’nin taahhüdünde, bakanlık AKP’nin taahhüdünde dolayısıyla Trakya’nın planlanmasında demokratik bir alternatif yok. Trakya planlanacak ama bu sistem içerisinde bu döngü içerisinde alternatif görüş yok, eleştirel görüş yok. Dolayısıyla tedirginiz. Bir an önce planların açıklanması lazım. Planların açıklanmaması gelişmeyi sekteye uğratıyor. En kötü plan plansızlıktan iyidir. Çarpık sanayileşme kentleşme Trakya’da planın olmamasından kaynaklanan bir sonuçtur. Bir an önce İstanbul Metropoliten’in bu planların il özel idareye, il genel meclislerine teslim etmesi ve halkın kamuoyunun görüşüne denetlemesine bırakması gerekir.

Edirne teşvik kapsamına alınmalıdır
Türkiye’de sanayi ciddi bir gerileme içinde bulunurken, Edirne’de sanayinin nasıl gelişeceği konusu soru işaretleriyle doludur. Edirne, teşvik kapsamına alınmadığı için sanayileşme mümkün değildir. Biz, teşviklerin il ya da ilçede sektörel bazda değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz. İlleri 1., 2. bölge şeklinde tasnif etmek doğru değildir. Edirne’ye özgü olan Edirne’nin potansiyeli olan ama başka hiçbir ilde de olmayan değerlerine teşvik vereceksiniz. Yani Edirne’nin artısı neyse o artıya teşvik vereceksiniz ki, o artı büyüsün. İpsala’nın, Uzunköprü’nün özelliği farklıdır. Uzunköprü yağ fabrikalarında önde ise o zaman Türkiye’nin yağ üretiminde ve borsasının oluşmasında merkez haline gelmesi için destek vereceksiniz, ‘Keşan’a yaparsanız teşvik alamazsınız’ diyeceksiniz. Edirne’nin ekonomisi tarıma dayalıdır. Tarım sektöründe ise 12 Eylül 1980’den sonra yaşam standartları hızla düştü. Her yıl, bir öncekini aratır oldu.

Uzunköprü eski önemine kavuşabilir
Uzunköprü, Meriç, İpsala, Enez,  Keşan, Malkara, Hayrabolu, Pehlivanköy, Havsa ilçelerinin hububatının değerlendirilmesi için padişah fermanıyla 500 yıl önce kurulmuş bir ilçe. Ama şu an tarıma dayalı ekonomisi, tarımın gerilemesine bağlı olarak gerilemiş ve nüfusu besleyemediği için göç vermeye başladı. Geçmişte kolay para kazandığı, yaşam standartlarını kolay yükselttiği için zihinsel gelişimi de yakalayamadı. Ben Uzunköprü’nün geleceği için çok umutlu değilim. Uzunköprü eski önemine kavuşabilir ancak bunun için her konuda birlik ve beraberliği sağlamak, ortak aklı ve emeği ortaya koymak gerekiyor. Eskiköy sınır kapısının açılması Uzunköprü için bir çıkış noktası olabilir.

İpsala, gümrükte artı değer yaratamamış
İpsala Türkiye’nin Yunanistan’a açılan kapısı ama İpsala’nın en önemli potansiyeli çeltiktir. İpsala dikkatini buna yoğunlaştırmış. İpsala, ovanın bataklığı ve çamuruyla, taşkın suyuyla mücadele ederken gümrük geçişlerinden nasıl bir artı değer kazanırım diye kafa yormamış. İpsalılar, o batakla boğuşurken gümrükten yüz binlerce insan gelmiş geriye dönmüş. Tırlar gelip gitmiş. İpsala bu hareketlilikten ben nasibimi nasıl alırım diye kafa yormamış. Yormadığı için de bugün sermaye birikimini ve beyin kadrolarını yetiştirmemiş; Ankara’nın desteğini İpsala’ya yöneltecek siyasi kadrolar yetiştirmemiş. Ama İpsala’nın potansiyeli hala var. Yeter ki, ‘ne zaman başarırsak o kadar faydalıdır’ denilebilsin.

Mevsimsel nüfus artışlarına göre ödenek verilmeli           
Yerel yönetimlerle ilgili kanun çıkarılırken, biz sahil kentlerinde mevsimsel nüfus değişimlerinin dikkate alınmasını, belediyelere buna göre kaynak aktarılmasını istedik. 5 bin nüfuslu Enez, yazın 40 bin nüfuslu oluyor. 5 bin nüfuslu bir belediyenin 40 bin nüfusa hizmet edebilmesi mümkün değildir. Onun bu dönemsel nüfus artışının en azından ekonomik ve kadro anlamında desteklenmesi gerekir. Ama ne yazık ki, sahil beldiyeleri genelde ana muhalefet partisine ait olduğu için Türkiye’nin kıyı şeridi kırmızıya boyanmış olduğu ve iktidar partisi ana muhalefet partili belediyelerin başarılı olmasını istemediği için bunu dikkate almadı. İktidar, şimdi de sahil kentlerinde imar planı yetkisini Turizm ve Kültür Bakanlığı’na almaya çalışıyor.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis