Edirne’nin kıymetinin bilinmediğini ve tanıtımın yetersiz olduğunu, ziyaretçilerin konaklama sorunu yaşadığını belirten Edirne Turizm ve Kültür Müdürü İrfan Özcan, Edirne’nin günübirlik ziyaretle değil birkaç günlük bir zaman ayırmayla ancak öğrenilebileceğini söyledi.
Edirne’nin tesis yönünden güçlendirilmesi ve iyi bir hizmet kalitesinin yakalanmasından sonra tanıtılması gerektiğine dikkat çeken Özcan, turizm sektöründe yeni yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Edirne Valisi Mustafa Büyük’ün Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gelmesinin Edirne açısından şans olduğunu vurgulayan Özcan, turizm alanında bazı projelere başladıklarını, Edirne Sarayı’nın restorasyon ihalesinin yapıldığını, yakında çalışmaya başlanacağını söyledi. Hıdırbaba tabyalarının Balkan savaşlarında Edirne’nin savunulduğu bir yer olduğunu anımsatan Özcan, Balkan savaşlarının 100. yıldönümü olan 2012’de tarihçilerin katılacağı bir sempozyum düzenleyeceklerini söyledi. En önemli projelerinden birinin de bugüne kadar yapılmayan tarihi eser envanterini belirleme çalışması olduğunu ifade eden Özcan, “Edirne, metrekare başına en çok tarihi eserin düştüğü bir kenttir. Uzun ve meşakkatli bir iş olmakla birlikte bu çalışmaya başladık. Tarihi envanter çalışmasını bu yıl tamamlamayı planlıyoruz” dedi.
Hizmet verdikleri binanın eski bir han olduğunu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında da hapishane olarak kullandığını, 10 yıl önce restore edildikten sonra kültür müdürlüğü olarak kullanılmaya başlandığını anlatan Özcan, Orta Asya ve Balkanlar’dan da katılımın olduğu Kakava şenliklerini düzenlediklerini, gelen konukları 3 hafta ağırladıklarını söyledi.
Kültür ve Turizm Müdürlüğü korosunun her ay konserler verdiğini, Roman halk dansları ekibinin bulunduğunu ve bu ekibin davetlere katıldığını, sempozyumlar düzenlendiğini, devlet tiyatrolarının oyun sahnelemesine olanak sağlandığını belirten Özcan, müdürlüğün hizmet verdiği binada iki sergi salonu bulunduğunu, bu salonlarda hem Edirneli hem de dışardan gelen sanatçıların eserlerini sergileyebildiğini bildirdi.
Kıyıları turizme açarken korumak da gerekiyor
Edirne’nin sadece kültür ve tarih varlıklarına değil doğal güzelliklere de sahip olduğunu ifade eden Özcan, “Örneğin Saros körfezimiz vardır. Saros körfezi kendi kendini yenileyen dünyadaki üç körfezden biridir ve suyu çok temizdir. Saros körfezini turizme açarken doğal güzelliğini kaybetmemesi, sağlıklı bir turizm yapılabilmesi için kararlar aldık. Çünkü, turizme açılırken yok edilen kıyılarımız oldu. Biz hem Saros’u turizme açmak hem de doğal dengesini bozmamak istiyoruz” dedi.
Tarihi eseri de vatandaşın hakkını da koruyoruz
Mecidiye bölgesindeki 1. dereceden sit alanının 1/25 bin ölçekli haritalarının hazırlandığını belirten Özcan, Edirne’nin tarihi eser bakımından eşsizliğine dikkat çekti. Özcan, şöyle konuştu:
“Burada tarihi esere ulaşmak için kazı yapmaya gerek yok. Toprağı hafiften eşeleseniz geç Osmanlıyı bulursunuz. Elinize bir keser alın, Bizans’a inersiniz. Kazmayla kazdığınız zaman Traklar’a inersiniz. Bu yüzden Edirne’yi hem koruyacaksınız hem kollayacaksınız hem de vatandaşın işini yapmasına engel olmayacaksınız. Çünkü buna dokunamazsınız dediğiniz zaman vatandaş buna dokunmanın yollarını arıyor. İllegal yollara sapıyor. Devlet sadece sert yüzünü gösteren değil vatandaşa da hizmet eden bir yapıdır.”