goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

13 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
GÜNDEM VE TOPLUM
 

GÜNDEM VE TOPLUM

Türkiye, toplumun talepleri ve bu taleplerin karşılanmasına yönelik izlenecek yöntemler, yapılacak operasyonlar, yasalar ve bu çerçevedeki tartışmalar konusunda çok hareketli günler yaşamakta.  Ergenekon davası, Şemdili davası, siyasi cinayetler, darbecilik, rejim tartışmaları, askeri ve sivil yargı, yeni anayasa tartışmalarının yarattığı gerginlik aylardır gündemde.

Bu tartışmaları ve gelişmeleri izleyen toplumun, devlet içine sızmış gizli örgütlenmeleri fark etmesi,  Avrupa Birliği uyum yasalarının önceden beri hazırladığı ortamında etkisiyle günlük yaşama bakış açısı değişmeye başladı.


Yüz yıllık bir demokratikleşme çabasına rağmen milli egemenlik ve demokrasi anlayışının çeşitli nedenlerle henüz tam yerleşemediği toplum, günlük yaşamında kendisine karşı batı tarzı bir saygıyı çok daha fazla beklemekte.

Her türlü üniformanın veya sivil otoritenin demokratik bir düzende tolere edilebilir düzeylerin üzerinde olması yerine, her düzeyde sivil bir devlet düzeni aramakta artık.

Her düzeyde şeffaflık aramakta, militarize olmuş siyaset yerine kendi oluşturduğu siyaseti istemekte.

Ne askeri, ne sivil darbeden yana. Kurumlarla ilgili güven araştırmalarının sonuçları dolaylı olarak bunu ortaya koymakta.
Kan üzerine, halkı tehditle siyaset yapanlardan da yana değil.
Siyasetin tabii olmasını beklemekte. Yargının tabii olmasını beklemekte. Yasamanın tabii olmasını beklemekte. Milli egemenliği kullanan bu kurumların tabii olmasıyla ülkede erdemli bir toplumsal yaşam ve böylece devletin kurumları arasındaki kavgasız, çekişmesiz birbiri üzerine çıkmayan kurumlar istemekte.

Uysal vatandaş olmak yerine sorgulayan vatandaş olmayı arzulamakta. Zihinlerde olgunlaşamayan demokrasi anlayışının küçünmemesini, aşağılanmamasını ve dışlanmamasını beklemekte.

Türk'üyle, kürdüyle, ermenisiyle, alevisiyle, sünni'siyle, islamcısıyla, solcusu ve sağcısıyla hep birlikte huzur, barış ve özgürlük dolu bir gelecek beklemekte.
Yalnızca adliyedeki adaleti değil gerçek adalet olan icradaki adaleti beklemekte.
Seçimlerde genel başkanların belirlediği adaylara değil kendi belirlediği adaylara oy vermeyi, oy vermeyi bir yükümlülük değil bir hak olarak algılamayı, böylece siyasette kendi oyun alanlarını belirleyebilme hakkına sahip olmayı beklemekte.
Siyasetin tıkanmamasını, doğrudan ve dolaylı darbelerin son bulmasını, siyasetin çeşitli odakların kontrolü altına girmemesini beklemekte.
Yıllarca aynı yüzlerin kendilerine çare üretmesi yerine, siyasette yeni yüzlerle sorunlarına çareler istemekte.

Verdiği vergilerin yolsuzluklarla çalınmamasını, çaldırılmamasını ve güven sorununun halledilmesiyle iç huzuruyla vergi vermeyi, vergi sisteminin sadeleştirilmesini, yüksek vergi oranlarının düşürülmesini, makul hadlerde tutulan vergiler sayesinde mükellef kapsamı dışında kimse kalmamasını beklemektedir.

Girişimci  ve  yatırımcı işlemlerinin bıktırıcı ve caydırıcı bürokratik formalitelerden arındırılmasını beklemektedir.

            Haksız rekabet yaratan firma ve şirketler karşısında tüketici haklarının ezilmemesini istemekte.

Devletin tuzağına düşürülmüş imajı yaratan kamudaki, belediyelerdeki bürokratik oligarşik uygulamalar bitsin istemekte.

Üniversite mezunu çocukları sokaklarda boş boş gezmesin istemekte.
Maaşıyla insan gibi yaşamayı, hastanelerden geri dönmemeyi istemekte.
Dinini öğrenmeyi ve özgürce yaşamayı istemekte. Hoşgörü beklemekte.
Avrupa birliği karşısında bir üçüncü dünya ülkesi gibi ezilmemeyi beklemekte.
Her yönüyle küreselleşen dünyada biriktirdiği maddi ve manevi değerlerinin küresel etkileyicilerin sayesinde savrulmasının ve yıkılmasının önüne geçecek milli sosyal ve ekonomik uygulamalar beklemekte.

Bütün bu beklentilerinin de bir gün gerçekleşeceğine olan inancıyla dimdik ve dinamik bir günlük hayat sürmekte.

Bir tarafta bu beklentiler, bir tarafta birbirine girmiş kurumlar. Türkiye toplumundan kopuk bir yönetim tarzı belirlemiş durumda.

Saymakla bitirilemeyecek bu beklentiler aklımıza gelen en önemli beklentiler.
Bunun için yeni bir anayasa hazırlığı başlamalı. Her kesimden hukukçu, siyasetçi, ekonomist, yönetici, eğitimci, sivil toplum temsilcisi ve din adamlarının katılacağı bir çalışma başlatılmalı. Siyasete, yargıya, yürütmeye dair esaslar yeniden belirlenmeli.
Türkiye’nin en az yüzyıllık perspektifleri bu anayasada yer almalı.

Kurumlar arası kavga bitmeli ve toplumun ne istediğine bakmalı.

 

 

 

© Copyright-2005

Sonhavadis