goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

8 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Hepimiz Türküz ve Kardeşiz

Çilekeş Hakkari'nin sarp coğrafyasından çıkıp, Türk siyasetinde sarp dağlar gibi yükselen; yüreği insan sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ile dolu Ahmet Zeydan'ı dinlemek huzur veriyor bize. Hem bu toprakların acısıyla yoğrulmuş bedeni, hem de Türkiye'nin kalbi olan Ankara'dan ülkenin kaderine hükmetme sorumluluğu ile beslenmiş beyninden diline, dudağına dökülenler bambaşka Ahmet Zeydan'ın... Tarihin derinliklerine inen bilgisini bugünün gerçekleri ile birleştiren Ahmet Zeydan; çok önemli tespit ve tahlillerde bulunuyor...

"Bu huzur ne zamana kadar devam edecek? O da belli değil" değil diyerek endişesini belirten Zeydan, "Buna çok dikkat etmek lazım, yani bilhassa siyasi otoritenin buna sahip çıkması lazım. Bunun mutlak surette bu huzursuzluğun bir daha geri gelmemesi lazım. Vatandaşın da dikkatli olması, bilhassa biz doğu bölgesi güneydoğu olarak dikkatli olmamız gerekir. Yani biz kendimizi ayrı görmememiz lazım. Biz ayrı değiliz" diyor.

"Orta Asyadan beraber gelmişiz. Beraber devletler kurmuşuz"la başladığı sözlerini şöyle tamamlıyor Ahmet Zeydan: Fakat bu devlet kuruluşlarında hep Türk ismiyle devlet kurmuşuz. Yani başka bir isimle kurulmamıştır. Osmanlıyı kurmuşuz. Cumhuriyeti kurmuşuz. Cumhuriyet'ten sonra bazı olaylar oldu fakat onlar da dış kaynaklıydı, onlar da o zaman bastırıldı. O zaman da benim babam yine aynı şekilde devletin yanında yer aldı. Büyük fedakarlıklar gösterdi. Büyük hizmetler verdi, büyük takdirnameler aldı. Tabi biz bütün tarih boyunca bunu anlatıyoruz. Bizim zihniyetimiz budur. Biz Türkleri Kürtleri ayrı kabul etmiyoruz kardeşiz." "Ahmet Zeydan kimdir? Nelere kızar, nelere sevinir?" sorumuzun cevabı da okunmaya değer: En çok yalana kızarım. Vatanın aleyhinde olan harekete kızarım. Bölücülüğe çok kızarım. Memleket lehinde olan herşeye sevinirim, halk huzurlu olduğu zaman. Ben hiçbir zaman kimsenin rencide olmasını istemiyorum. Hakkari'de çok dert dinledik, çok insan tanıdık; çok ilçe, belde, köy gördük ama, açık söylemek gerekirse, biri bizi derinden etkiledi... Çilekeş Hakkari'nin sarp coğrafyasından çıkıp, Türk siyasetinde sarp dağlar gibi yükselen; yüreği insan sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ile dolu Ahmet Zeydan'ı dinlemek huzur veriyor bize... Hem bu toprakların acısıyla yoğrulmuş bedeni, hem de Türkiye'nin kalbi olan Ankara'dan ülkenin kaderine hükmetme sorumluluğu ile beslenmiş beyninden diline, dudağına dökülenler bambaşka Ahmet Zeydan'ın... Tarihin derinliklerine inen bilgisini bugünün gerçekleri ile birleştiren Ahmet Zeydan; çok önemli tespitlerde ve tahlillerde bulunuyor... Kısacası boş konuşmuyor...

7 KARDEŞTEN BİRİ, BİRİNCİSİ...

7 kardeşin en büyüğü olan Ahmet Zeydan 1928 doğumlu... Tevellüdü bakımından da bir ulu çınar anlayacağınız... Kısa bir özgeçmiş istediğimizde, gerçekten de kısaca anlatıyor kendisini: "Orta okulu Van'da okudum. O zaman ortaokul sadece Van'da vardı. 2 sene oraya devam ettim. Üçüncü sene terk ettim. Yüksekova'da ilkokulu okudum, ortaokulu Van'da okudum, son sınıftan ayrıldım okuyamadım. Ortaokuldan sonra buraya geldim çiftçilikle uğraştım."

SİYASETE GİRİŞİ...

"Siyasete ilk atılımınız nasıl oldu?" sorumuz da Ahmet Zeydan'ın ilginç yanlarını öğrenmemize vesile oluyor. "1953 yılında başladım" diyerek giriyor konuya Ahmet Zeydan. Ve tabii ki devam ediyor: "1950 yılında Demokrat Parti iktidara geldikten sonra benim babam muhalefetteki Halk Partisi'nde kaldı. Benim babam Halk Partisi'ni çok seviyordu. Babam Atatürk'e inanın Mareşal derdi başka birşey tanımaz. Halk Partisi'nde direndi biz de öyle kaldık baba yadigarı... 1961'de seçime girdim. 1960'da Halk Partisi'nde oldum. İsmet Paşa ayrıldıktan sonra biz de ayrıldık Halk Partisi'nden, ben de ayrıldım babamın sağlığında. Babam tabi koyu bir Halk Partiliydi, kimse babamın yanında Halk Partisi aleyhinde, Atatürk aleyhinde konuşamazdı. Babam çok diktatördü kesinlikle kabul etmezdi onların aleyhinde konuşmayı. Atatürkçü de olsa hiç kimse onun aleyhinde konuşamazdı. Daha sonra baba yadigarını devam ettirdim. İsmet Paşa öldükten sonra Halk Partisi'nden biz de ayrıldık. Adalet Partisi'ne geçtik. Demirel'le tanıştım."

-Sayın Demirel'in size bakış açısı çok farklı olmalı?

-Çok seviyor. Şimdi tabi o tarihi inceledi bizim durumumuzu anladı, o yüzden bizi çok seviyor.

-Ne kadar mebusluk yaptınız?

-12 sene 3 dönem mebusluk yaptım. Üç dönem mebusluktan sonra Mustafa'ya bıraktım.

-Sayın Mustafa Zeydan devam ettiriyor... Sizin zamanınızda siyaset çok farklıydı. Sizin döneminizdeki siyasetle şu anki siyaset çok farklı. Şimdi kavga, gürültü... Ama sizin zamanınızda daha bir ağır, olgun, daha bir demokratik siyaset vardı. Değişen ne oldu sizce?

-Bir kere eski politikacılar siyaset adamları çok tecrübeden geçmiş kişilerdi. Mücadeleden gelmiş kişilerdi. Şimdiki politikacılarımız hazır konduya gelmişler. Cefayı biz çektik sefayı da şimdi ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar.

TÜRKİYE'Yİ VE TERÖRÜ TAHLİL...

"Türkiye'de birçok sıkıntılar var. Çok sorunlar yaşandı... Ben ilk defa mesleğimde bu kadar duygulandığım bir röportaj yaptım. Sizin insanlara bakış açınız, Türk-Kürt kardeştir sözleriniz, bakış açınız çok güzeldi. Herkes Ahmet Zeydan gibi bakmış olsaydı çok daha farklı olurdu Türkiye. Bu sıkıntılar 1928 yılında yoktu, 1960 yılında yoktu, 1970 yılında yoktu, 1980 yılında yoktu. 1984 yılında başladı. Neden başlatıldı?" deyince, derin bir of çekerek başlıyor söze... "Şimdi bu işi dış destekledi" diyor önce, sonra da anlatıyor bir bir: "Satın alınabilecek kişileri aldılar ve bunları içimize soktular. Yani Türkiye'yi zayıf bir duruma düşürmek istediler. Bundan evvel de size anlattım, şimdi Avrupa Türkiye'den korkuyor. Avrupa şu anda Türkiye'nin tankını, uçağını her şeyini yapıyor bir durumda görüyor. Aynı zamanda Ortadoğu'da günün birinde bir hakimiyet kuracağını da... Türki devletler ortaya çıktı. En azından Araplar ne kadar aleyhimizde olursa olsun bir Müslüman, İslam ismi vardı efendim. Türkiye Müslüman devletleri birleştirebilir, Türki devletleri birleştirebilir. O zaman bizim durumumuz iyi olur. Tamamıyla dış kaynaklı bir hareket tabi, içerden de destek görüyor. Fakat tabi bizim için çok acı bir şey oldu."

AMAN DİKKAT!..

"Bizi birbirimize kırdırdılar, biz aslan gibi abimizi kaybettik. Niceleri aslan gibi evlatlarını kaybetti bunun içerisinde. Biz kardeşiz, sevginin sermayesi olmaz, insan insandır. Halkı katlettiler burada çoluk çocuk demeden, kadın hamile demeden öldürdüler. O gün siz dediniz ki, Türkiye içerisinde biz Türküz böyle bir ayrım yapılmaması lazım. Ama yapıldı. Bunun düzelebilmesi nasıl olacak ? Şu anda huzurluyuz çok şükür..." sözlerimiz, bir "aman dikkat" uyarısına dönüşüyor Ahmet Zeydan'ın ağzında: "Öyle tabi, bakalım bu huzur ne zamana kadar devam edecek. O da belli değil. Buna çok dikkat etmek lazım, yani bilhassa siyasi otoritenin buna sahip çıkması lazım. Bunun mutlak surette bu huzursuzluğun bir daha geri gelmemesi lazım. Vatandaşın da dikkatli olması, bilhassa biz doğu bölgesi güneydoğu olarak dikkatli olmamız lazım. Yani biz kendimizi ayrı görmememiz lazım. Biz ayrı değiliz. Bizimle Türklerin arasında bir fark yok. Biz beraber gelmişiz, bundan evvelde size söyledim. Orta Asya'dan beraber gelmişiz. Beraber devletler kurmuşuz. Fakat bu devlet kuruluşlarında hep Türk ismiyle devlet kurmuşuz. Yani başka bir isimle kurulmamıştır. Osmanlıyı kurmuşuz. Cumhuriyeti kurmuşuz ve cumhuriyeti de beraber kurduk. Cumhuriyet'ten sonra bazı olaylar oldu fakat onlar da dış kaynaklıydı, onlar da o zaman bastırıldı. O zaman da benim babam yine aynı şekilde devletin yanında yer aldı. Büyük fedakarlıklar gösterdi. Büyük hizmetler verdi, büyük takdirnameler aldı. Tabi biz bütün tarih boyunca bunu anlatıyoruz. Bizim zihniyetimiz budur. Biz Türkleri Kürtleri ayrı kabul etmiyoruz kardeşiz."

AF MESELESİ....

"Bizi birbirimize kırdırdılar düşman etmeye çalıştılar. İşte Ermeni intikamını aldı bizden tabi. Tüm soykırımını yaptı. Ben 1997 yılında buradaydım, Derecik'e gidemedim. 2000 yılında Derecik'e gittim geldim. Bu huzur verdi bize" dedikten sonra sözü son zamanların en çok tartışılan konusuna getiriyoruz sohbeti. Af meselesine nasıl bakıyor acaba Zeydan?: Ona göre, "Af madem söylenmişse çıkması lazım", hatta öyle ki, "Kesin olarak af çıkması lazım." Ve devam ediyor: "Artık nasıl çıkarsa çıksın af mutlaka çıkmalı. Bilakis siyasi otoritenin bunu düşünmesi lazım. Memleket menfaati neyse onu yapmaları lazım şimdi. Bundan evvel de size anlattım yine söyleyeceğim. Zeydan'a sorarsan terörün içine giren kişileri ne yapalım, mesela Abdullah Öcalan'ı ne yapalım, dersen ben şahsi olarak öldürtürüm. Ama devlet meselesi olunca, devlet menfaati neyi gerektiriyorsa onun yapılması lazım. Çünkü benim fikrim aynı ben intikam alacağım. Beni öldürmüş, kardeşlerimi öldürmüş, torunumu öldürmüş... Ben yediremiyorum kendime, ama devletin menfaatinin benim menfaatimden daha üstün tutulması lazım. Bunu düşünerek yapalım. Af memlekete bir menfaat verir. Şimdi partiler seçimi düşünmemeli bu memleketin menfaatini düşünmeli. 3-5 sefer kazanırım diye yani ortada oynamamaları lazım, kesin tavırlarını koymaları lazım. Seçim yatırımı yapıldığı için bir takım şeyler sıkıntılar bugüne gelmiş yani taviz verilmiş. Politikada seçimler esnasında büyük tavizler verilmiş. Vatandaşın çoğu bu tavizlere aldanmıştır. Şimdi tekrar edeyim. Bu PKK hareketi doğu ve güneydoğuya büyük darbe vurmuştur. Biz Ermeni harekatında Rus harekatında bu zararı görmemiştik... O zaman silahlı bir mücadele vardı. Bu defa hem ekonomik yönden hem kültürel yönden bize darbe vurdu, bizi birbirimize düşürdü. Doğu ve güneydoğu bölgesindeki çocuklarımızın okumasına da mani oldu. Cahil kalmalarına sebep oldu. Bize vurdukları darbeyi hiç bir zaman Türk milleti olarak dışardan yememişizdir. Böyle bir darbeyi ne 1. Dünya Savaşı'nda ne de 2. Dünya Savaşı'nda yedik. Eğer bizde zerre kadar vicdan varsa bunu unutmamamız lazım. Bunların bize vurduğu darbeyi unutamayız. Vatandaşlığımızı vatanseverliğimizi pekiştirmemiz lazım. Bunu bertaraf etmemiz lazım. Kurtulmamız lazım. Yazık, memlekete yazık, hepimize yazık... Hepimiz bu memlekete kan akıttık. Şemdinli'den Trakya Çanakkale Şehitliği'ne gitsen şehit hakları var, Hakkari'de şehitler mezarlığına gitsen İzmirlisi var, İstanbullusu var, bunları unutmamak lazım."

EN KÖKLÜ VE KALABALIK AŞİRET...

"Doğu ve Güneydoğu'da siz büyük bir aşiretsiniz. Köklü bir aşiretsiniz. İleri gelenlerindensiniz. Bu sorun için doğu-güneydoğu halkına, bütün Türkiye'ye ne söylemek istersiniz. Bu meseleyle ilgili, PKK'yla ilgili?" diye herkesin değer verdiği görüşlerini almak istiyoruz. O da esirgemiyor: "Ben PKK'yla ilgili şunu söylemek istiyorum. Bir kere ayrımcı bir zihniyeti kimse düşünmesin. Kesinlikle bizim huzurumuz bizim kalkınmamız için, yükselmemiz için, Avrupa seviyesine yükselmemiz, bizim ittifakımıza bağlıdır. İnsaniyetimize bağlıdır. Şunu kesinlikle kabul etmeliyiz ki, biz ayrı bir ırktan değiliz. Biz birinci sınıf Türk vatandaşıyız. Ben bugün bazıları gibi, Avrupa'da bazı kişilerin dedikleri gibi, Türkiye'de azınlık meselesi falan çıkarıyorlar; Türkler için Kürtler azınlık değil. Bütün Kürtlere büyük hakaret olur. Kürtler birinci sınıf vatandaşlardır. Türkiye'de azınlık Ermeni ve Musevilerdir, başka yok bizde azınlık."

HEPİMİZ TÜRKÜZ...

-Mardin'de olaylar çıkıyor. Araplar diyorlar ki Kürtler yapmıştır. Doğu, güneydoğu halkına ne söylemek istersiniz. Halk yeni yeni bilinçleniyor. Yeni yeni huzurun tadına varıyor. Bunun için ne söylemek istersiniz? -Ben halka şunu söylemek istiyorum. Bizim çağrımız, tamamıyla efendim, ittifak halinde Türk milliyetçiliğini kabul etmek. Ben bunu kesin olarak herkese tavsiye ederim. Biz ayrı bir milliyetçilik güdemeyiz. Gütmememiz lazım, bizim kolumuz bizim temelimiz bunu icap ettirmiyor. Biz bu memleketin insanlarıyız ve öz be öz Türküz. Kürtler Türktür, Kürt kökenli insanlar da hep Türk isimleri vardır. Kürt beyler vardır. Oğuz beyler vardır niye kırdırsınlar, Ermeniler bizi birbirimize kırdırdı. Kürtler Ermeniler'e 1. Dünya Savaşı'nda büyük darbe vurdu. Onlar intikamlarını bizden bu şekilde aldılar. Doğu bölgesinde bizim vatandaşlarımız mutlak suretle bu PKK zihniyetinden kurtulmaları lazım.

BU VATAN HEPİMİZİN

-Doğu güneydoğu halkına nasıl mesaj vermek istersiniz gençlerine halkına?

-Benim isteğim şu vatana bağlı olmaları. Hakkımız dağda değil bağda, şanlı bayrağımızın altında. Bu ayyıldızlı bayrağımız bizim kanımızla yoğrulmuş, bunda payımız var. Bizim kanımız var. Hakkımızı arayalım, kendi kanunlarımız var. Şimdi sen okuyamazsın, sen vazife alamazsın, sen Türkiye'de herhangi bir yere yerleşemezsin diye bir şey yok ki. Türkiye hepimizin. Bize okumayın diyen mi var? Bize vazife yapmayın diyen mi var? Bizim seyahat özgürlüğümüz var, gezme eğlenme, biz bütün hürriyetlere sahibiz. Bizim ayrı hareket etmeye hakkımız yok.

-İnşallah af çıkar, inşallah Derecik yolu hep açık kalır...

-Şimdi bir çoğu af çıkarsa bazı yanlış veya doğru zihniyetler ortaya çıkar diyor. Bazısı diyor ki, af çıkarsa herşey hallolur... Çıksın bakalım nasıl herşey hallolacak. İyi bir af çıksın bakalım, hiç olmazsa dağdaki şehre iner. Son sözüm mesajım şu: Doğu güneydoğu bütün Türkiye yaşıyor. Genç olarak vatandaş olarak ihtiyar olarak erkek kadın olarak hepsi birleşmeli. Hepsi şanlı bayrağın altında beraberce elele gönül gönüle mücadele etmeli, vatan için, huzur için.

MUSTAFA ZEYDAN OLAYI...

Mustafa Zeydan'ın kaybetmesinin ardındaki sis perdesini aralamak istiyoruz. Herkesin bir açıdan değerlendirdiği olaya Ahmet Zeydan nasıl bakıyor acaba. İşte sorumuz: "Sayın Mustafa Zeydan vekilimizin kaybetmesinin sebebi; basında ve kulislerde; bir DTP'ye geçmesi, iki sayın Çiller'in intikam alması olarak değerlendirildi. Buna nasıl bakıyorsunuz. Sayın Zeydan neden kaybetmiştir?" Ve işte cevabı: "Zeydan şundan kaybetti. Zeydan listenin ikincisi oldu. İkinci olunca aşiret bunu müteakip oy vermedi, ikinciliği kabul ettiniz diye. Zeydan'a ikincilik olmazdı. Yok, oy vermediler, çokta söyledik vermediler. Ondan kaybettik. Yoksa biz barajı aştık. Bir kişi çıkıyordu, fakat Mustafa ikincide kaldığı için ikinciyi alamadık. Bunu tabi Tansu Çiller yaptı, intikam aldı..."

ARA DEĞİL GENEL SEÇİM OLUR...

-İyi bir siyasetçi olarak, tecrübeli bir siyasetçi olarak, ara seçimi görüyor musunuz?

-Ben ara seçim görmüyorum. Neden görmüyorum? Bu ara seçim anayasa mahkemesinin kararına bağlı. Anayasa mahkemesi bir kere hukuku tatbik ederse Fazilet Partisi kapanır. Refah Partisi'nin devamıdır. Bu da bir gerçek. Şimdi Refah Partisi devamlı olarak kapatıldığı takdirde madde madde düşüyor. Şimdi 150-200 kişilik bir boşalma olduktan sonra artık bu ara seçim olmaz. Genel seçime gitmek zorunda kalırlar.

MERKEZ SAĞ...

Aylardan beri tartışılan "sonbahar senaryoları" çerçevesinde bir soru yöneltiyoruz. Tabii merkez sağın durumu ile bağlantılı...

-Peki Avrupa'da bir sol vardır bir de sağı vardır. Türkiye'de 2 tane sağ parti var, DYP ile ANAP. Bunlar merkez sağ oluşturacak diye şu anda projeler var. Planlar var. Sayın Demirel'in kendine göre projeleri ve planları var. Bu duruma nasıl bakıyorsunuz?

-Şimdi Türkiye'nin aleyhinde oluyor bu, bölüyor ve Türkiye'nin aleyhinde oluyor. Bunların birleşmesi lazım. Fakat bunun sayın Mesut Yılmaz'la sayın Tansu Çiller'le olacağını tahmin etmiyorum. Ben şunu söyleyeyim Mesut Yılmaz Bey'i söyleyeyim, bu sene Mesut Yılmaz aleyhinde olan hareketleri. Eğer Mesut Yılmaz Bey çekilseydi, deseydi ki, ben mahkemeye gidiyorum birşey kazanabilirdi. Fakat onun pasif kalışı MHP'lilerin sonunda katılması onun lehinde olmamıştır. Yani çok cesur davranması lazımdı. Mesela kamuoyunda aleyhinde karar çıktı. Ondan sonra meclise geldi temiz çıktı. Eğer Mesut Yılmaz bana deseydi, ben ne yapayım, ben diyecektim ki, rest çek dinlen. Hükümetten çekil, mahkemeye git. Mahkeme karşısına çık aklan gel buraya. Şimdi herkes şöyle diyor; Mesut Yılmaz korkusundan çekilmedi.

DEMİREL'E HAYIR DİYEMİYOR...

-Sayın Demirel dese ki gel Ahmet birlikte başlayalım. Ankara'ya gel de görüşelim, Hakkari'de biz bu işe tekrar dönelim dese nasıl bir cevap verirsiniz?

-Evet derim.

-Aktif siyasete döner misiniz?

-O isterse olur. Fakat aktif siyaset çalışamam, başkalarını sokarım. Mustafa'yı sokarım gene işin içine. Yardımcı olurum, yine varım.

YALANA VE İHANETE KIZARIM...

-Biraz da özel sorayım, Sayın Ahmet Zeydan kimdir? Nelere kızar, nelere sevinir?..

-En çok yalana kızarım. Vatanın aleyhinde olan harekete kızarım. Bölücülüğe çok kızarım. Memleket lehinde olan herşeye sevinirim, halk huzurlu olduğu zaman. Ben hiçbir zaman kimsenin rencide olmasını istemiyorum.

-Kaç çocuğunuz var kaç torun var?

-Benim 7 tane çocuğum var, 4'ü eski hanımdan, 3'ü yeni hanımdan. Eski hanımdan olanlar evlenmişler, yeni hamından olan iki kızım bir oğlum var. Kızımın birisi Gölcük'te Göğüs Hastalıkları Uzmanı, depremde ordaydı izinliydi. İzinde kocasıyla lojmanlarındaymış birşey olmamış. Yine devam ediyorlar. Kocası üsteğmen 7 tane çocuk var. Hepsi okudu meslek sahibi oldu. İşte kız doktor oldu, biri de yeğenimle evlendi. Rüstem Zeydan, Müsteşar Yardımcısı varya onun hanımı.

-Birinci hanım vefat ettikten sonra ikinci hanımla evlendiniz değil mi?

-Evet.

YÜREĞİNDEKİ TERÖR YANIĞI...

-Siz teröre can verdiniz, kendi torununuzu verdiniz...

-Akrabalardan gitti aşiretten gitti aşiretten çok gitti. 100 kişi kadar gitti aşiretten. Ama onlardan da o nispette gitti. İlk günü mücadeleye başladık. İlk günü bu korucu sistemi biz başlattık.

BÜYÜK AŞİRET...

-Zeydanlar aşireti çok güzlü çok köklü. Zeydanların kökünü anlatır mısınız?

-Zeydan aşireti Orta Asya'dan geldikten sonra bir ara uzun yaylada kalmışlar, Sivas Yaylasında. Ondan sonra dağılmışlar gitmişler. Sonra Bitlis'e gelmişler. Bilhassa Yıldırım Beyazıt'la. Timurlenk muharebesinde Yıldırım Beyazıt'ın mağlubiyetine üzüldüler. Tabi ondan değildiler, biz Bitlis'te kaldık buraya geçtik. Kök bayağı yaygın.

-Kaç kişilik toplam aşiret?

-Bilmiyorum ama çok fazla. 50-60 bin çok rahat var.

MECLİS'E MESAJ...

-Tecrübeli siyasetçi olarak şu anda parlamentoya olan mesajınız nedir.

-Vatandaşa güven vermesi lazım merkezi yönetimin.

-Çiçekler sulanmasın, kavga gürültü etmesinler...

-Tabi tabi..

-Halka olan mesajınız nedir?

-Halkımıza mesajım yine devletine milletine sadakat, el birliğiyle gönül birliğiyle vatan birliği için çalışmak. En iyisi o..

 

© Copyright-2005

Sonhavadis